Soysal Medya sazanı olmama ramak kala...

Okunma: 116
Güncel 30 Kasım 2022 15:27
Videoyu Aç Soysal Medya sazanı olmama ramak kala...
A
a

Osman GÜRÇAY Özel Haberi...

Sevgili dostlar! Bu yazımı son kelimesine kadar dikkatle okumanızı öneriyorum. Özellikle sosyal medyanın günlük yaşantımızın büyük bir bölümüne hakim olduğu dönemde adını koyamadığımız “sebepsiz iyimserlik” gibi zararlı bir alışkanlığımız varsa, aklımıza, zekâmıza “abartılı şekilde ” güvendiğimizde başımıza neler gelebileceğini anlatmaya çalışacağım.

Evindeki altınları kendi elleriyle dolandırıcıya teslim etti.   

Banka hesabındaki paraları dolandırıcıya havale etti    

Kimseyi aramadan bankadan paranı çek ve evine gelen görevliye teslim et diyen sözde polislere inanıp istenileni yaptı ve dolandırıldı.
      
Bankadan arıyoruz kredi kartınızda problem var diyerek kredi kartı bilgilerini ve şifrelerini veren vatandaşın kredi kartı son limitine kadar kullanıldı.

Buna benzer haberleri bazen medyada okuruz, bazen de bunlara benzer bir iş gelen dostlardan duyduğumuzda “Bu kadar da saf olunur mu? İnsan böyle şaklabanların tuzağına düşer mi?“ diye büyük konuşmayın ve bir polis şefinin bana dediği gibi “Arandığınızda, mesaj aldığınızda ya da malinize gelen bir eposta ile kendinize güvenip asla diyaloga girmeyin sazan gibi avlanırsınız.”

Bu tabloya umut tacirleri olan çaycı bankerleri, jet fadılları, çiftlik bankları, Tosuncuk Mehmetleri, kripto şeytanlarını eklersek kurban listesinde kimlerin olduğuna bakıp şaşırırsınız.

Ne profesörler…

Ne generaller…

Ne genel müdürler…

Ne abiler…

Ne ablalar…

Bu zokayı yuttu ve avlandı…

Ama elbette zirvede, dönemin Başbakanı Tansu Çiller’i arayıp  “Ben Genelkurmay başkanıyım” diye ve Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in de aralarında bulunduğu birçok kişiyi, büründüğü sahte kimliklerle dolandıran ve örtülü ödeneği söğüşleyen Selçuk Parsadan vardır.

Bana,  bu konuları çok mu biliyorsun da siber saldırı ve dolandırıcılık suç üzerine eğitim veriyor gibi ahkam kesiyorsun demeden konuya gireyim.

Öncelikle besili bir sazan adayı olduğumu kabul ederek anlatmaya başlayayım.

Dostlar!

Dün gece İnstagram hesabımın mesajında takip etmediğim ve takip edilmediğim bir kişiden gelen mesaj gördüm.

Profilinde aile fotoğrafı olan erkek kişi beni takip etmek için izin isterken yolladığı mesajda da şu yazıyordu.

“Osman Bey öncelikle sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim. Yazılarınızı takip ediyor ve okuyorum. Sosyal Medyada bir kadın sizin kendisini sürekli taciz ettiğinizi paylaşıyor. Bu kötü olay gerçek ise size yakışmaz ve size saygımı yitiririm. Hayırlı geceler”

Hiç beklemediğim bu itham karşısında şaşırdım, üzüldüm ve cevaben şunu yazdım.        

“Benim abdestimden şüphem yok ve o taraklarda bezim olmaz. İftiralara da karnım tok“ diyerek konunun kapandığını düşündüm.

Sabah aynı kişiden gelen mesaj şu idi.

“Siz öyle diyorsunuz ama hanımefendi sizi “şikayetim var” sitesine ihbar etmiş”  yazıyordu.

Ayranım kabararak “Kardeşim git işine bana soruyorsun yalan diyorum ama tanımadığım bilmediğim doğruluğundan bile emin olmadığım bir şekilde iftira atan kadına inanıyorsun” diye cevap verdim.

O arada fabrika doktorumuzla sohbet ediyorduk.

Ve arkadaş bana son yemi attı.

“Size inanıyorum ama bana inanmıyorsanız size kadının paylaşımlarının ekran görüntüsü atayım” dedi.

Hüppp diye yemi yuttum ve at dedim.

Bir süre sonra gelen ekran görüntüsünde çok güzel bir kadın profilinin altında şu ifade vardı.

“ŞİKAYETİM VAR… Osman Gürçay ( Grcy16 ) Beni her gün ve sürekli olarak taciz ediyor. Kendisine evli olduğumu söylememe rağmen cinsel tacize devam ediyor. Gereğini rica ediyorum”

Bir anda kanım donmuştu ve sinirle bu tür ilişkilerde işim olmadığını, kadını tanımadığımı ve bu ahlaksızca iftirayı atan bu kadından hesap soracağımı yazmaya çalışıyordum.


Bizim Doktor Aziz kardeşim konuşurken yüzüme bakarak “Abi sen beni dinlemiyorsun” dedi.

Yahu dinliyorum ama bir yandan da iftira atan birine laf yetiştiriyorum dedim.

Bana “Abi sakın o siteye girip tuşa basma” dedi.

Bana gelen mesajı açtım diyerek mesajı ona da göstermek için telefonu uzattığımda mesaj kaybolmuştu.

“Bu tür üçkağıtçıların dolandırma yöntemleri siber hızla gelişiyor. Biraz sonra sana bir daha gelecek telefonu bana ver. dedi.

Gerçekten de geldi.

Bana atılan iftirayı şikayet etmem için bir site adresi göndererek buraya girin ve o yazıları kaldırttırın diyordu.

 Ve Allah kuru iftiradan korusun diye bir dilekte bulunuyordu.

Doktora siteye girsem ne olacaktı diye sorduğumda “Sitenin uzantısına baksana mail adresini şifre ile girecektin ve bütün internet bağlantılarını ve telefondaki uygulamalarını onlara teslim edecektin” dedi.

Bana sevgi ve saygısından  “Seni aynalı ve tecrübeli sazan seni, zokayı yutmuştun ama sayemde kurtuldun” demedi.

Son gönderide adamın adının yanında olan eşinin(!) adı kaldırılmıştı.

Ben Çiller gibi başbakan hatta profesör olacak kadar zeki bir adam değilim ama sosyal zekama bana zarar verecek kadar abartılı bir güvenim olduğunu ve bu yanlışı düzletmem gereğini fark ettim.

Bu olaydaki tek doğrum iftira atılan konu ile ilgili şeyler yaşamamış olmamdır.

Soru şu!

Ben kendimden şüphem olmadığımdan olayı paylaştığım için ortak akılla bu kumpasa girmedim. Sosyal medyada o tür sapkınlıkları olan birisi arkadaşına akıl soramayacağına göre bu yemi yutmaması mümkün müdür?

Aman ha!

Sanal alem yalan alem falan deniyor ama atılan yemi yuttunuz mu kaybettiğiniz  paralar gerçek oluyor. Benim kadar saf olmadığınızı düşünsem de şeytani zeka ile baş edemeyeceğimizi bilmek iyidir.
Kaynak : https://www.lifebursa.com/
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Yeni sitemizi nasıl buldunuz?

sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
duyurular DUYURULAR
BURSA
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat