SEVİYORUM BE HOUSTON! - 2 (Öykü)

Tarih: 9 Ocak 2021 20:36
SEVİYORUM BE HOUSTON! - 2 (Öykü)
   Sonya’nın karabinasını uydunun tutamacından çıkartıp kendime bağlıyorum. Yavaş ve dikkatli hareketlerle üsse doğru harekete geçiyorum. Sonya derin nefesler alarak acısını dindirmeye çalışıyor. Oksijen kaçağını bant sayesinde biraz olsun yavaşlattık ama hala riskli bir noktadayız.

  “Geçecek Sonya, geçecek canım.”

   Canım?

   Sona bu “canım”ı eklemek sanırım içgüdüsel bir flört ama şimdi bunun sırası değil. Zamanında üsse dönebilsek, yarasını bir sarabilsek başka bir şey istemem. Houston rapor istiyor. “Canımızla uğraşıyoruz Houston! Allah aşkına sin-kaf ol!” diyemiyorum tabi. “Astroid ya da ona benzer bir madde çarptı. Fındık büyüklüğünde.” diyorum. 20 metrelik bir mesafemiz var üssün girişine. Yaparız biz bu işi.  Houston hala bize akıl verme derdinde.

  “5 dakika içinde dönmüş olmanız gerekiyor. Acele edin.”diyor.

  “Anlaşıldı Houston.” 

  “Kıyafette yırtık var. Sonya şu an oksijen kaybediyor. Yırtığın büyümemesi için keskin hareketlerden kaçının.”

  “Anlaşıldı Houston.”

  “Vardığınızda ayrıntılı sağılık raporu istiyoruz.”

   Ben yine “anlaşıldı Houston” diyerek uzay memurluğumu taçlandıracakken Sonya tüm şiddetiyle azarı yapıştırıyor Houston’daki işgüzar görevliye:


   “Ne yapmamız gerektiğini biliyoruz gerizekalı! Daha fazla konuşup sinirimizi bozma!”

    Azarı yemiş görevli biraz morali bozuk, biraz zekasına yapılan hakarete şaşırmış bir şekilde hala açıklama yapma derdinde.

    “Sizin sağlığınız bizim için çok önemli o yüzden size buradan rehberlik…”

    “O işe yaramaz radarlarınızdan bize doğru gelen astroidleri görseniz keşke. Belki o zaman daha çok yardımınız dokunurdu.”

    Bu son salvo Houston’u susturuyor. Bir an göz göze geliyoruz. Yaramazlık yapmış bir çocuğun zeka dolu gülümsemesi var yüzünde.  Dışarıdaki -155 dereceye rağmen içim ısınıyor. O gülümsemeyle ilgili bir şiir yazılmalı, o şiir bir şarkıya dönüştürülmeli, o şarkı uzayın milli marşı olmalı. Yolu yarıladık sayılır. İçim hem yaklaşmış olmanın, hem de o gülümsemenin etkisiyle rahatladı.

   “Vardık sayılır. Kurtuluyoruz.” diyorum güven veren bir sesle. “Kolun nasıl?”

   “Hala yanma var ama dayanılmayacak bir acı değil. Sanırım uyuştu biraz. Daha iyi… Canım.

   Canım…  “Honey.” diyor yani. Honey, bal demek. Ama hangi bal bu kadar tatlı, hangi bal bu kadar teninize nüfuz eder? Aynı gülümseme. Ayaklarım yerden kesiliyor sanki. Zaten ayaklarım yerde değil bir süredir… Aman neyse anladınız siz. Ağzımda tutamadığım bir tebessüm Sonya’ya doğru akıyor. Bu an nasıl bir an? Kollarımda Sonya uzay boşluğundayım. Her şairin hayalini bir astronot mu gerçekleştiriyor yani? Bu anı uzay-zamanda büküp sonsuz hale getiremez miyiz ey bilim?!

  O an?

  Keskin bir acı!

  Ne oluyorsa o an da oluyor. Önce belimi bir bıçak yırtıyor sanki.  Acıyla haykırıyorum. Sonra da aynı acı baldırıma saplanıyor. Mini bir astroid yağmuru bu ve sonsuz uzayda bizi buldu. Darbenin verdiği etkiyle savruluyoruz. Ama sanki biraz fazla bu savrulma. Acıyı bir an için unutup neler olduğunu anlamaya çalışıyorum. Üsten giderek uzaklaşıyoruz. Ama nasıl? Demir halatla bağlıydık. Bu kadar uzaklaşmamız normal değil.

  Halatın kopuk ucunu görünce neler olduğunu anlıyorum. Ne acıdan eser kalıyor bir anda, ne de telaştan.  Metre metre boşluğa doğru gidiyoruz kucağımda Sonya.  O şoka girmiş durumda. Konuşamıyor.

  Ah be dilberim! Nedir bu çektiğimiz? Saniyeler içinde acımdan uzaklaşarak planımı hazırlıyorum. Yapılacak şey belli. Ama önce Sonya’ya söylemem gereken şeyler var... 
 
                                                                                                                                                                                     
                                                                                                                                                                                                  (devam edecek)

                                                                            İKİNCİ BÖLÜMÜN SONU

https://www.bursapost.net/makaleprint/seviyorum-be-houston----2--oyku-.html