Para Piyasaları Yükleniyor ...

Hava Durumu Yükleniyor ...

Siği sizi çağırıyor

08.08.2014 10:11 tarihinde yayınlandı 3292 defa okundu 0 defa yorumlandı
Siği sizi çağırıyor
Osman GÜRÇAY'in Ropörtajı
Yerel seçimler bitti ve Süleyman Demirel’in Türk Halkını uyutma ninnisi olan hükümete “yüz gün avans” hikâyesinin üst sınırına geldik dayandık. Biz BURSAPOST olarak seçimlerde taraftık. Yerele bakışımız partiler üstü olduğundan Bursa için güzel ve iyi olacak kişilerden yana taraftık. Seçimlerden sonra pek yanılmadığımızı ama bazı yerlerde seçilenlerin kendilerinin yanılarak bizi de yanılttığının tanığı olduk.
30 Mart seçimleri sıradan yerel seçimler değildir. Bu seçimle Türkiye’nin demografik haritası değişmiştir. Belde belediyeleri kaldırılmış ve mahalle olmuşlardır. Beldelerde, belediye başkanlarının işlerini artık muhtarlar sürdürmektedir.
30 Mart seçimlerinde Büyükşehir Belediyelerinin sınırları il sınırlarına kadar genişlemiştir. İl Genel Meclisi kaldırılmış, yatırım bütçesi Valilikten Büyükşehir Belediyesine geçmiş ve bir anlamda Büyükşehir Belediye Başkanları, Eyalet Valileri kudretine sahip olmuşlardır.
Beldelerin muhtarlıklara dönüşmesi beldelerin moral değerleri açısından gerçekten olumsuz bir etki yapmıştır ama esas büyük değişim köy muhtarlıklarında olmuştur. Cumhuriyetin gerçek bekçileri ve emekçileri olan köy muhtarları, mahalle muhtarı statüsüne geçince, hepsi saçları kesilince gücünü kaybeden efsanevi kahraman Samson’a dönmüştür.
Köyünün her şeyi olan, bağlı olduğu belediyenin kapısından ayrılmayan, daracık bütçelerle, imecelerle, salmalarla köyünün çarkını döndüren kudretli adamlar, bir anda ilmühaber veren katiplere dönüşmüştür amaaaa....

Her zaman bir istisna vardır... Siği
Mudanya’dan Trilye’ye giderken içinden geçilen, bilenlerin nefeslenmek için kıyısında gezinip kâr ettiği, gazlayıp geçenin kaybettiği bir güzel yerdir Siği...
Trilye’nin artık pek ortalarda görünmeyen ünlü “osmanlı kiremit” damları “sosyete kiremiti” olurken, Siği her türlü olumsuz gelişmeye karşı sükunetini ve suhuletini günümüze kadar korumayı başarmıştır.
Trilye Belde Belediyesi iken sahili halka değil arabalara açanlar, sahiline otopark yapacak vizyonu dar olanlar millete “araba arası deniz” ikram ederken, Siği her zaman sessiz ve sakin olarak konuklarına bir bardak çayı keyifle içirmiştir.
Adı Kumyaka olarak değiştirilen ama hep Siği kalan bu güzel köy aynı zamanda bir tarih hazinesidir. M.S. 1200 yıllarında yapıldığı dönemde dünyanın üçüncü büyük Ortodoks kilisesi olan Başmelek Kilisesi kısmen ayakta olarak köyün içindedir.
Tarihi, denizi, kumsalı, zeytini, narenciyesi ile beşibiryede özelliklerine sahip olan bu belde’de son yıllarda inanılmaz şeyler olmaktadır. Duyumlarımız doğru, algımız açık, dost seslere kulağımız keskin olunca Siği’ye bu kez bir şeyler sormaya gitmek bize farz oldu.

2009’da değişen kader...
Bir köye muhtar seçilmek zor zanaattır. Hele bir de ekmek parasını Rus steplerinde aramak için yıllarca gurbetçilik yaptıysan işin katıyla zorlaşır. Sılada günler sensiz geçmiş devran dönmüştür. Senin için sılaya dönmenin ağırlığı artık yok hükmündedir.
Atası suyun öte yanından gelen Siğili Ramiz Batmaz yıllarca Deli Petro’nun memleketinde ekmeğini kazanmış, eve dönüşünde cebinde biriktirdiklerini anasına, eşine, evine, beyninde biriktirdiklerini Siği’ye vermek için daha önce de aday olup yenilmiş ama pes etmeyerek 2009’da muhtar olmuştur. İşte o gün Siği’nin kaderinin değiştiği gündür.

Nasıl mı? İşte böyle!
Bir tahta masa ile köyün mührünü teslim alan Muhtar Ramiz, köyün acil ihtiyaçları için Trilye’ye gitse Mudanya’nın, Mudanya’ya gitse Trilye’nin çözüm adresi gösterilmesinden bıkmıştır. O koşturmaların sonucunda hava aldığını görünce, kendi işini nasıl çözeceğini bulmuştur ama ne kasada para, ne de bankada kredi vardır. Yıllık 80 bin lira civarında bir bütçe ile iş yapmak değil, kımıldamanın imkânı yoktur. Amaaaa...

Vergi yoksa “Salma” var
Trilye emlak vergileri ile deniz kıyısında meyhanelere otopark yaparken, köy muhtarının elindeki ve yasal tek silahı olan salma Muhtar Ramiz’in imdadına yetişmiştir. Gelir hesaplarını incelediğinde köye bağlı tatil sitelerinin “sudan ucuz” su kullandığını tespit etmiştir. Yani bir anlamda cennette su kullanmak neredeyse bedavaya gelmektedir. Hemen site yetkililerini toplayarak, her sitenin su giriş vanasına ana saat taktırmış ve “İçerde kendi işinizi kendiniz çözün, ben her dönem saati okur, resmî makbuzumla paramı alırım” diyerek uğurlamıştır. Adının başına “Deli” sıfatının eklenmesi bu zamanlarda olmuştur. Kendini ve makamını ayrı görmüştür. Kendisi için yapmayacağı kavgayı makamının saygınlığını korumak için gözünü kırpmadan yapmıştır. Hal böyle olunca ve her şey de “yasal” ve ”resmî” olunca sitelerle diyalog “özel hukuktan” çıkıp köy ortak hukuku seviyesine gelmiştir.

Ben muhtarın para toplamayı bilenini severim
Su operasyonu muhtarlık bütçesini yıllık 80 binlerden, 800 binlere çıkarınca Muhtar Ramiz’in eli rahatlamış ve Siği’ye yatırım yapma operasyonuna başlamıştır. İlk etapta köy tüzel kişiliği çalışanları dört kişiden yedi kişiye çıkarılmış ve bu sayı an itibariyle 10’un üzerindedir. Muhtar Ramiz kimseye avuç açmadan, herkesin ceberrut dediği yasaların gülen yüzlerini bulup çıkararak Siği adına hak aramaya devam etmiştir. Bir ilçede ve özellikle Trilye’de ne varsa Siği’de de katıyla yapılmıştır.  ‘Akçeli işler seni yormuyor mu?’ dediğimde bana “Akçesiz hangi iş oluyor ki? Önemli olan ak akçeye kara hesap tutmamaktır” dedi. “Siği için parayı bulmak için yasal her kapıyı zorlarım ve alırım. Beni aldıklarımla değil harcamalarımla yargılasınlar. Tek bir yasadışı harcama kalemim yoktur ve her şeyim belgeli ve kayıtlıdır” diye ilave etti. Aslında dilimin ucundaki soruyu sormadan cevabımı almış oldum.

Muhtar değil, Belediye Başkanı...
‘Muhtar iyi şeyler yaptım diyorsun da neler yaptın bir adını koyalım olmaz mı?’ dedim. Cevabı şu oldu; “Yaz diyeceğim ama o kadar çok ki, yazamazsın kayıt yap” dedi ve başladı.


Köye çöp kamyonu alınmış, profesyonel ses sistemi kurulmuş, köy kahvesi için uydu kanalına üye olunmuş, yeni traktör alınmış, tanıtım için sponsorluk anlaşması yapılmış, içme suyu ve sulama istasyonunun jeneratörü ve pompası yenilenmiş, köy içi kanalizasyon arızaları için ekipman kurulmuş, köye güvenlik kamerası sistemi kurulmuş, köyün fundalık alanına 50 hektar 40 km teraslama yapılarak 5 bin fıstık çamı ekilmiş, ihtiyaç sahiplerinin yakacak odunları evlerine kadar teslim edilmekteymiş, Orman İdaresine ait piknik alanı köye kazandırılmış, Kumyaka’yı tanıtan 1000 adet CD ve broşür bütün illere dağıtılmış, Siği- Kumyaka Köy Kadınları Dayanışma Derneği kurulmuş ve taşımalı eğitim nedeniyle kullanılmayan okul eğitim ve etkinlikler için bu derneğe tahsis edilmiş, camiye klima taktırılmış, köye; halka ve konuklara açık WiFi bağlantısı yapılmış, WEB sitesi kurulmuş, Siği Zeytin Ürünleri marka tescili yapılmış, Siği’de genç ve çocuklara yönelik spor ve tesis yapılmasına önem verilmiş ve amatör kulüp kurulmuş, çeşitli meslek edindirme kursları düzenlenmiş ve daha ayrıntıları ile uzayan bir uzun bir listeyi ses alma cihazıma kayıt ettim.
Bir köyde 5 yılda yapılanlar bana yanı başındaki belde belediye iken dahi 40 yıldır yapılanlardan çok daha fazla geldi.

Yat Limanı değil Balıkçı Barınağı...
“En iyi tekne arkadaşımın teknesidir”düsturundan hareketle şu fani dünyada bir tekne sahibi olamadım. Tekne bakımının zor olduğu kadar, teknenin limanda barınma paralarının dudak uçuklattığını bilenlerdenim. Adını “Marina” koyup yıllık bir otomobil fiyatı kadar bağlanma parası alındığını da biliyoruz.
Siği’de de küçük bir liman varmış. Bu zaman içerisinde büyütülmüş, balıkçı barınağına dönüştürülmüş ve Ulaştırma Bakanlığı’ndan köy adına işletme hakkı alınarak köye ciddi gelir getiren bir hale dönüştürülmüş. Günümüzde Bursalı yazlıkçılara da uygun yıllık bedellerle ve resmî makbuz karşılığı tekne bağlama imkânı sağlanmış.

Siz BEBKA nedir bilir misiniz?
“BEBKA” Bursa, Eskişehir, Bilecik Kalkınma Ajansının kısa adıdır. Bu kalkınma ajansı söz konusu illerde desteğe değer proje hazırlayan kurumlara ve belediyelere hibe olarak kaynak desteği vermektedir. Burada asıl olan projenin sağlam olması, ayaklarının yere basması, kamu yararına olması ve uygulanabilir olmasıdır. Türk Halkı geçmişte hep pilavı projeye tercih ettiğinden, plan proje işlerine karşı soğuk durur. Ama günümüzde artık torpiller denizde patladığından proje olmadan kaynak yaratmanın olanağı yoktur. Ben BEBKA projelerini çok önemserim ve bu konuda Orhaneli Belediye Başkanı İrfan Tatlıoğlu’na büyük saygı duyarım. Bütün BEBKA toplantılarını takip eder, Orhaneli’ye uygun projeleri hazırlar ve hibeyi koparır. Başka Belediyeler de var mı bilmiyorum ama Siği Köyü Muhtarı Ramiz Batmaz buna da el atmış ve hibeyi koparıp almış.
BEBKA’ya sunulan proje ile 53 bin tl hibe kazanılmış, bununla 80 çiftçiye eğitim verilmiş ve muhtarlığa küçük ölçekli bir zeytin laboratuvarı kurulmuş.

Siği’deki demokratik ve katılımcı yapılanma…
Muhtar Ramiz bu günleri öngörmüş ve köyün değerlerinin talan edilmemesi için bir kooperatif kurarak taşınır taşınmaz bütün malları o kooperatife devretmiş.  Kooperatife üye olmak için de köyde ikamet etmek ya da köyde malının olması ve köy tarafından bilinen bir kişi olunması yeterliymiş. Yani köylerde kudretli muhtarlık dönemi bitip, mahalle muhtarlığı dönemine geçildiğinde, köyün sahipsiz kalmaması için Siği’yi, Siği’ye zimmetlemiş. Bu sayede tarihî cenneti tüccarlara mal olmaktan kurtarmış ve köyün değil, köylünün ortak malı yapmış.
Bütün bu paylaştıkları ve hatta fazlası bende kayıtlı olan şeyler masal bile olsa keyifle dinlenir ama hepsi elinizle tutacağınız, gözünüzle göreceğiniz gerçekler olarak karşınızda duruyor. Dağlara bakıyorsunuz, teraslanmış alanda yemyeşil fıstık çamlarını görüyorsunuz. Deniz kıyısına iniyorsunuz, çok yıldızlı bir hizmet alarak kahvaltınızı ediyorsunuz. Hangi sahil beldesinde deniz ile kucaklaşmış bir sahil gazinosu yok ki? Trilye gibi sahilde otomobilleri seyretmiyorsunuz. Yeşil başlı ördeklere yarenlik ediyorsunuz.
Bir de Trilye yolunda eskiden tenekeden barakanın bulunduğu yolun deniz tarafında geniş bir alan vardı. Burada park edilen araçlarda her türlü ahlâk dışı işler, kavgalar, sarkıntılıklar yapılırdı. Orada da gerekli izinleri alarak bir tesis kurulmuş ve çalışanları köyün gençlerinden seçilmiş, istihdam yaratılmış. Ben gittim gördüm ve yaptığım ödemeye karşı kasa fişimi aldım. İnanılmaz bir manzara eşliğinde ve cebim acımadan balık yedim.

Her şey güzel de kıyamet neden kopuyor?
“Siği Köyünde gelir getiren bütün tesislerin sahibi ve işleticisi Köy Kalkınma Kooperatifi iken ve kimseye peşkeş çekilmemişken, bütün çalışanlar sigortalı, bütün gelirler makbuz karşılığı alınmışken, bütün giderler belgeli ve özellikle geçmişte ihtiyar heyeti, yeni düzenlemelerle yönetimin bilgisi ve onayı ile yapılmışken, Siği’de senin üzerinden neden kavga çıkarılıyor?” diye sorduğumda yanıtı şu oldu.
“Ben yılların tecrübesi ve birikimime yerel idareler ile ilgili bütün yasaları ezberleyerek ekledim. Bu da yetmedi “Hz. Google”a sabahlara kadar soru sordum. Hayallerimin Dünya’daki ve Türkiye’deki örneklerini sordum. Hepsine cevaplar aldım. Bunları doğduğum, aşığı olduğum beldeme uygulamak için gecemi gündüzüme kattım. Allah beni mahcup etmedi ve birçok şeyi hayata geçirdim. Bu yolda belki taksiren hatalarım olmuştur ama tek bir yanlışım olmadı. Beni kimse para ile vuramaz. Ben su parası ödemeyenlerin suyunu kesin dedim. Anam ödememiş, onun suyunu da kesmişler. Anamla barışmak için bir yıl “anam” ağladı. Kimseye ayrıcalık tanımadım. Siği adına benim üzerime olan bir şey yoktur. Ben Siği’nin hakkı üzerinden kimseye bağış ve ağalık yapamam. Bazı dönemlerde tekne kiralarını ödemek istemeyenler, bazen nasırına basılanlar bana karşı iftiralarla karalama kampanyası düzenliyorlar. Ben de gerekli şikayetleri yapıyorum.” dedi ve sohbetimizi bitirdik.
Sıradan bir köy muhtarını ziyaret edeceğimi düşünürken, karşıma yasaları bir hukukçu gibi ezbere bilen ve yasaların vatandaşa göz kırpan yanlarını görebilen, vizyonu ile misyonu ile bir ‘aydın’ ile karşılaştım. Dostları ona ataklığından dolayı Deli Ramiz de dermiş. Böyle deliye can kurban! Biliyorsunuz Rus Çarı Petro’nun da lakabı deliydi ama Rusya kültür, sanat, imar, güzel sanatlar ve şehircilikte o deli ile çağ atlamıştı.

Kilise’nin restorasyonu işi ile yakından ilgileniyor ve bittiğinde burada konaklamak isteyen turistlere kalacak yer temini için çalışıyor.

Bence bir yerde hata yapmış ve yerel yönetimler yasasını incelememiş. Eğer inceleseymiş, son sayımda Siği’nin tatil sitelerinde 10 bin kişiyi ikamet ettirir, Siği ilçe olur, Trilye’yi de mahalle olarak Siği’ye bağlarmış.
Benim yerinde gördüğüm ve yerinde konuşup kayıt altına aldığım Siği manzarası bu’dur!
Bence Siği ile derdi değil işi olanlar diyalog yolunu seçmelidirler.

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

500

Adınız Soyadınız :

Yorumlar Yükleniyor ...
Facebook Yorumları
Para Piyasaları

Para Piyasaları
Yükleniyor ...

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defterine Yazarmısınız

İzlenimlerinizi bizimle paylaşın

Deftere Yaz
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Namaz Vakitleri
Namaz Vakitleri
Yükleniyor...
Günlük Gazeteler
Oku
Şans Oyunları

Şans Oyunları
Yükleniyor ...

Anket

Yeni sitemizi nasıl buldunuz?

Lütfen tercih yapınız !
Süper Lig
Süper Lig
Yükleniyor...
Foto Galeri Tümü
'Savaş Kimi Vurur?' Eyvah, Kocamın Bir Astroloğu Var!Yurttan kardan adam manzaralarıVinç Bursaray hattına düştü!Anam, Bacım, Avradım oyunundan karelerNilüfer Kadın Korosu 'Yeni Yıla Merhaba' dediBursaFotoFest’te büyük yarış sonuçlandıNilüfer’de onbinler  aydınlık Türkiye için yürüdüBarış Sofrası Nilüfer'de kuruldu
Video Galeri Tümü
Bilişim Sohbetleri-5 'Bilişim Teknolojileri'Bilişim Sohbetleri-4 'Türk yazılım sektörü ve 2023 hedefleri için büyük tehlike'Bilişim Sohbetleri-3 'Endüstri 4.0'Bilişim Sohbetleri-2 'Endüstri 4.0'Bilişim Sohbetleri-1 'Yapay Zeka'66. Başbakanlık Koşusu'nda zaferin adı 'PERSHING'Soma'daki işçiler neden öldü!Nesrin Çavuşoğlu-Sevemem ArtıkNilüfer Kadın Korosu-Ramo
Bugün
Bu Hafta
Bu Ay
Çok Yorumlananlar

Arşiv