Para Piyasaları Yükleniyor ...

Hava Durumu Yükleniyor ...

Beyce Bursa'yı çağırıyor

06.03.2014 19:42 tarihinde yayınlandı 2479 defa okundu 0 defa yorumlandı
Beyce Bursa'yı çağırıyor
Osman GÜRÇAY'in Ropörtajı
Bende sevdiğin işi yapmanın tam karşılığı yazmak oldu. Köşe sahibi olunca asla yazarak köşe dönmeyi düşünmedim ama yazmaya başladığımdan günden son nefesime kadar, Tom Hanks’ın film karakteri Forrest Gump’ın durmadan koştuğu gibi, ben de durmadan yazmayı diliyorum.
Yaşama dair yazanların işi zordur. Yazmak için gitmek gerekir, görmek gerekir, solumak gerekir, gittiğin yeri yaşamak gerekir. Hani oturduğun yerden yazarsan, bir de kafanın düşünen kısmını kiraya verdiysen, kalemini açık artırmaya koyduysan, dostların eskir, dostlukların eskir, gün be gün sen eskirsin, hem de eksilirsin.
Ben hep yaşama dair gerçek gözlemlerimi yazdım. Sanal alemde bile gerçek oldum.
Siyaset yazmayı,
İlçe başkanı ne dedi?
İl Başkanı nereye gitti?
Hangi başkan nereden geldi?
Genel Merkez’den kim geldiyi yazmak zannettim uzun süre...
Sonra bir de Başkan hesabı yaptım aklım şaştı.
Bursa’da Bursa nüfusundan fazla başkan çıktı.
Sonra gördüm ki, aslında yaşamı yazmak gerçek siyaset yazmanın ta kendisiymiş, ben de aynen yazmaya devam ettim.
Yazarken üzüldüklerim oldu, sevemediklerim oldu, sevdiklerim oldu ama unuttuklarım hiç olmadı.
Bir de dostlarım oldu. Onlara hep soba gibi durdum. Yanmamak için yaklaşmadım. Üşümemek için kaçmadım. O nedenle edilen yanlışlara kör kalmadık, yapılan doğrulara hor kalmadık, hep sıcak kaldık.
İşte dost gönlümde köşkü olan insanlardan birisidir Dağ’ın ağır ağabeyi, saygıda kusur etmez, sözünü hedeften, gözünü budaktan sakınmaz İrfan Tatlıoğlu Başkan...
Bu hafta Sayın Başkanı ve daha güzeli  Sevgili Dostumu ziyarete gittik.

“Beyce”ye yolculuk
BURSAPOST olarak Bendeniz, Erhan Kural ve Canan Ekinci Yılmaz ile ince bir gün ayarı yaparak,BEYCE PAZARINI canlı yaşamak için, Salı günü Orhaneli’nin yolunu tuttuk. İlk şaşkınlığımı Erhan ile Canan’ın Orhaneli’ne ilk kez gidecek olmalarını duyarak yaşadım.
Bir Başkan ziyaretinin merhaba çayının ardından birkaç soru kahvesi ile verilecek mesajlarla bittiğini bilenlerdenim ama biz, şehrin yorgunluğundan kaçıp dağ yöresinden sığınma hakkı isteyen mülteci ruhu ile belediyeden içeri girdik.
O andan itibaren gördüğüm hiçbir şey beni yanıltmadı ve şaşırtmadı. Başkanlık katında Raif Yiğit, Hasan Yalçın ve İsmail Kaya bizleri çay ile karşılayarak nefeslendirdiler, ardından Başkan’ın odasına alındık.Başkan’ı beklerken dağ yöresinin küçük dev ilçesinin ilginç ve eski çağlara dayanan tarihini bir çırpıda okuyuverdim.

Orhaneli’nin gurur veren tarihi...
Bursa’ya 70 km. uzaklıktaki Orhaneli ilçe merkezi; kuzeyinde Nilüfer ve Osmangazi, güneyinde Büyükorhan, Harmancık, batısında M. Kemalpaşa, doğusunda Keles ilçeleriyle sınırlı. Denizden yüksekliği 500 m. olan kasaba, İ.Ö. 450’li yıllara kadar inen bir piskoposluk merkezi idi. Adı Hadriani, Adraneiaveya Adranos olarak anılmaktaydı. Anlamı Adranos Yurdu anlamına gelmektedir.
Kentin Roma imparatoru Hadrianus’un (117–138) adına kurulduğu söylenir. Daha güçlü bir olasılıkla, Orhaneli’de Hadrianus adına yapılan bir tapınak nedeniyle bu adı almıştır. Bu adı taşıyan birçok kent olduğu için, Uludağ üzerindeki Hadriana anlamına gelen, “Hadriani ad Olimpos”olarak anılmıştır. Kusumlar Yolu üzerinde, Roma dönemine ilişkin yapıların kalıntıları bulunmaktadır.
Orhaneli, 1325 yılında Orhan Bey’in kumandanlarından Durdu Bey tarafından Osmanlılar’ın eline geçmiştir. Bursa’nın alınmasının ancak bu kentin alınmasıyla mümkün olacağı fikriyle bu sefer yapılmıştır. Nitekim bu kentin alınmasıyla Bursa teslim olmak zorunda kalmıştı. Fetihten sonra Orhaneli Kalesi yıkılmış, kasaba Durdu Bey’in yeri anlamında Beyce denilmiş. Ancak Halk arasında Hadriana adı Adriani, Atranoz veya daha çok da Adırnaz olarak anılmıştır. Adırnaz adı günümüze kadar kullanılmıştır. Halen halk arasında sıkça kullanılıyor.
1913 yılında Adranos adı, Orhaneli olmuştur. Ancak ilçe merkezinin adı 1934 yılına kadar Adranos olarak kalmıştır. 8 Temmuz 1921 tarihinde Yunan ordusu tarafından işgal edilen kasaba, kısmen tahrip olmuştur. 9 Eylül 1922 tarihinde Yunan işgalinden kurtulmuş olan Orhaneli’de 1929 yılında üç mahalle kurulunca adlarına Gazipaşa, Fevzipaşa, İsmetpaşa adı verilmiştir.
Çanakkale’de en çok şehit veren belde olan Orhaneli, Kurtuluş Savaşı’nda kadınların ellerinde, avuçlarında ne varsa savaş için devlete verdiği, cephedeki askerlere içlik örerek yiyeceklerle beraber kağnılar ile taşıdığı ve öküzlerini askere yemek için bırakıp yaya olarak beldelerine döndüğü gerçek bir efsane olarak anlatılıyor.
Orhaneli, Cumhuriyet döneminde de devlete iki adet uçak armağan edecek kadar yüreği büyük ve gönlü zengin insanların yaşadığı bir ilçedir.

Gözbebeği gibi baktığı devleti, Orhaneli’ye hor bakıyor
İrfan Başkan’ın dünyanın en güzel yeri dediği Orhaneli, ilerleyen yıllarda sanki kötü bir şeymiş gibi Dağ Yöresi olarak anılıyor. Oy deposu olmadığı için hizmet gitmiyor. Memur takımı açısından sürgün yeri olarak görülüyor. Dağ yörelerinde toprak az olduğu için miras yoluyla bölünüp kalanlar kimseye yetmez oluyor. Yollar bozuk ve özellikle kışın ulaşım sorunları nedeniyle yatırım almıyor ve istihdam yaratılamıyor. Bunun doğal sonucu olarak Orhaneli, kente göç ile genç ve güç kaybediyor.

Orhaneli hergeçen gün kan kaybediyor.
Hani dağa havası ve suyu için gidilir ya! Orhaneli suyun içinde kuraklık çekiyor. Ne çeşmelerinden bir damla su akıyor, ne de kullanılan su kanalizasyona gidiyor.
Orhaneli’de onlarca başkan göreve geliyor ama bunu kader zannederek kimse elini taşın altına sokamıyor. İçlerinden çıkan okumuşlar devlette makam mevki sahibi oluyorlar ve sadece kendilerini kıvandırıyorlar.

Orhaneli’nin kaderi değişiyor.
8 binin biraz üzerinde ilçe nüfusu ve köyleri ile kederi kader gören Orhaneli’nin hayatını değiştirmek için 10 yıl önce bir adam yola çıkıyor. ‘Ben bu derdi kendime dert etmeye talibim’ diyor ve belediye başkanlığına aday oluyor. Halk o güne kadar başkanların değiştiğini ama Orhaneli’de birşey değişmedini biliyor ama hiç olmazsa yörenin emin bir insanını seçelim diyerek İrfan Tatlıoğlu’nu seçiyor.
Başkan ile tanışıklığım o yıllarda olmuştur. Yatırım bütçesi ve kadrosu olmayan, İller Bankası’nın üvey evladı, İl Genel Meclisi’nin iki göbek uzaktan kuzeni muamelesi gören Orhaneli’ye başkan olan insana “Allah başka keder vermesin” demek bana düşmüştü. Ama o, ailesinden aldığı helallik ile çıktığı yolda başdöndürücü bir hızla giderken tek bir kaza yapmadan, başını öne eğmeden, örselenmeden, öfkelenmeden ve bildiğinden şaşmayan bir anlayışla hedefine ulaşıyor.

Tatlıoğlu Başkan her hedefi bir etap görüyor.
İlk olarak temizlik imandan gelir diyen Başkan, altyapı çalışmalarına giriyor. Hiç olmayan kanalizasyon sistemini kuruyor. İlçe merkezini çeşmeden içme suyu ile tanıştırıyor. Sokaklarında akan çeşmeler yaratıyor. Ardından ünlü Beyce Pazarı’nın kurulduğu ilçeyi kaldırım ve parke ile tanıştırıyor. Bütün bunları makamında oturarak değil, makamlardan kopartarak yapıyor. Ama kafasını kemiren, içini acıtan göç verme belasına çare bulmadan birşey yapmış olmayız diyerek bütün kapıları zorluyor. AB projelerini takip ediyor. BEBKA’ya projeler hazırlatıyor. Halk Eğitim ile kadınlara meslek edindirme kursları açıyor.
O dönemlerde Bursa’da birçok ilgilinin pas geçtiği “can sıkıcı” seminer toplantılarının hemen hepsinde İrfan Tatlıoğlu Başkanı gördüm ve sohbet ettim. Bana hep “Gençler büyüyor, toprak küçülüyor. Maden ve Termik Santral dışında iş sahası yok. Karın doyurmak için göç veriyoruz ama gidenler de asgari ücret alıyor, yarısını kira veriyor aç kalıyor. Yani açlık kader oluyor. En büyük üzüntüm budur” diyordu.

Orhaneli’nin dağlarına bahar geliyor.
Kadınları meslek edindirme kursları sonucunda, konfeksiyon sektöründe ilk adım atılıyor. Kadınlar sigorta ve banka kartı ile tanışıyor. Bunun bir ilçeye getirdiği mutluluğun sevabı, kul hakkı, devlet malı dışındaki bütün beşeri günahların affını sağlar diye düşünüyorum. 8 bin nüfuslu bir ilçede önümüdeki günlerde açılacak tesis ile birlikte yaklaşık 500 kadının çalıştığını hesaplayın ve bunun ilçe nüfusu ile orantısını kurun ve muhteşem sonucu görün. Elbette bu iş hacmini yaratmak plan ister, program ister, akıl ister, emek ister. İrfan Başkan bunun karşılığını partili, partisiz bütün halktan büyük bir sevgi ve muhabbet ile geri almanın mutluluğunu yaşıyor.

Artık Orhaneli göç vermeyeceği gibi gidenler de dönecek.
İrfan Başkan, bütün çalışmalarını ve ilişkilerini balık tutmak üzerine kurduğundan karnı hep tok olmuş. Ben balık istesem bir kerelik karnımız doyar ama balık tutmayı öğrenince kimseye boyun eğmeden yaşamımızı sürdürürüz diyor. Karagöz Şenliğini geleneksel hale getirmiş ve yörede büyük bir sinerji oluşturmuş. Son yılların önemli bir uygulaması olan 3’üncü nesil yaşam için gerekli mekanları oluşturmuş, bunu dağ turizmine dönüştürme çabalarını sürdürüyor. Gelecekte dağ turizminin yükselen değer olduğunu gördüğünü, bunun için gerekli olan bütün değerlere sahip olduklarını, Sadağı Kanyonu ve kaplıcaların değerlendirilerek sadece Türkiye’ye değil, dünyaya açılmayı hedeflediklerini ifade etti.
İrfan Başkan ile sohbetimizin adını dostluk koyduğumuzdan herşeyden konuştuk. Ülkemizin ve Bursa’mızın dününü, bugününü yaşananları konuştuk. Siyasetin bedel almak değil, halkına karşı borcu için bedel ödemek olduğunu söyledi. “Kim ne yaptı ise hesabını vermelidir” dedi. Zaten o adamdan başka şey de duyacağımı düşünmedim. Eşinin kendisi için bir nimet olduğunu ve destek verdiğini söylerken, kardeşinin işinin başına dönmesi için ‘rakiplere destek vereceğim’ dediğini söylediğinde çok güldük.

Beyce Pazarını görmeden Bursalıyım demeyin.
Sohbetimiz sürerken İrfan Başkan büyük bir özgüvenle ilçenin kantarına birlikte çıkmayı teklif etti. Bir başkanın bütün çevre köylerinin geldiği bir Salı günü pazarda yürüyüşe çıkması bence cesaret ister. Bu işin rakibi var, seveni var, sevmeyeni var, akıllısı var, delisi var, tahrikçisi var, provakasyoncusu var.
Pazara çıktık. Her tezgâh başında bir merhaba aldık, selam verdik. Sanki sormuşuz gibi herkesin ilk ettiği kelam “Başkanımız ile devam!”. Kimsenin ağzından parti adı çıkmıyor. Yöre gönlündeki yiğidini seçmiş mühür için gününü bekliyor.
Beyce Pazarı’nın kalbi yemeklik kızılbacak, balık otu, ıspanak, ebegümeci, ısırgan, gelincik ve adını bilmediğim onlarca çeşit ot satan kadınların sergisinde atıyor. Öyle ki, Bursa’da bulamayacağınız bütün şifalı ve yemeklik otlar yemyeşil, kütür kütür ve öbek öbek karşınızda duruyor. Pazara bereketimiz olsun dedim. İki sergiye iki onluk verdim. Üç torba dolusu ot aldım. “Para yetti mi?” demeye kalmadan  “Bozuk yok be kardeş, sonra verirsin” lafını duydum. Gönülden, peygamber pazarlığı gibi bıraktığım paranın onlar için ne kadar önemli olduğunu başkanım ile göz göze gelince anladım. Hani diğer pazar mallarını heryerde bulabilirsiniz ama sadece o otları almak için bile Beyce Pazarı’na gitmeye inanın değer. Bu naylon alemde en doğal hakikatı satın almanın keyfini sürün.

  

Ben Beyce Pazarı’nda Safiye Ayla’nın birinci kemanıyla tanıştım desem inanır mısınız? Aziz Kaya ağabeyimiz bir keman sanatçısı ve sonbaharını ilkbahar tadında yaşamak için Orhaneli’ye yerleşmiş. Onunla da baharda meşk etmek için Başkan huzurunda sözleştik.

Yine pazarda karşılaştığımız Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı, İrfan Başkan’ın particilikten arınmış anlayışına olan hayranlığını dile getirdi..

Pozitif yöre ayrımcılığı yapmalıyız
İrfan Başkan, “Bursalı bu pazara gelsin. Bu doğal ürünlerden, şifalı otlardan satın alsın. Benim ilçemdeki insanlara katkı yapsın, karşılığında sağlıklı ürünler alsın. Kimse kusura bakmasın göçü tersine çevirmek için yöre milliyetçiliği yapmak zorundayız. Ben onlara hem ücretsiz araç tahsis edeyim ve cabadan da dağ havası ikram edeyim” deyince Sevgili Erhan Kural ilk fırsatta Yasemin Park’dan bir servis kaldıracağının sözünü verdi.
AB standartlarında bir hastanesi olan, çok yakında 3x2 bin metre karelik otopark ve genel amaçlı salonları ile, misafir ağırlama ve eğitim merkezi ile, yakında bölüm sayısı artacak yüksek okulu ile, kültür ve sanat etkinlikleri ile, Orhaneli çok yakında ışıl ışıl parlayacaktır.

Dağder dedim.
“Siyaseti sokmayacaklardı” dedi.

Veda zamanı
İrfan Tatlıoğlu’nun sağlam yörük karakteri, yalansız riyasız dostluğu benim yüreğimde özel bir yerdedir. Bana “Ben bugün dostumu ağırlayacağım” derken dağ sütü kadar temiz, doğal ve has olduğunu biliyorum.
Veda etmeden önce soluklandığımız Orhaneli’nin yerel market olarak gururu olan “USMAR”ı da gezdik. Ekşi mayalı ekmeğinden aldık ve aslında çok daha önemli bir şey öğrendik. USMAR et işlemek ile ilgili tüm belgelere sahip ve dağ kekiği ile beslenen hayvanları hijyen kurallarına uygun olarak keserek müşterilerine et ve et ürünleri olarak sunuyor. Bunun size lezzet olarak, hem de uygun fiyatla nasıl döneceğinin hesabını yapınız.

İrfan Tatlıoğlu Başkan’ın içten olarak “İşiniz yoksa kalın” sözünü “Başka zaman” diyerek yanıtladık ama hepimizin gönlü Orhaneli’de kaldı.

Mahkeme kadıya mülk değildir. Bir gün pehlivan yoruldu dediği gün geride bıraktıklarına gururla bakacak bir deli yürekli dostum var benim. Ona benim ilçem Orhaneli’nin kaderini “kederden umuda” taşıdığı için bir Bursalı olarak şükran borçluyum.

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

500

Adınız Soyadınız :

Yorumlar Yükleniyor ...
Facebook Yorumları
Para Piyasaları

Para Piyasaları
Yükleniyor ...

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defterine Yazarmısınız

İzlenimlerinizi bizimle paylaşın

Deftere Yaz
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Namaz Vakitleri
Namaz Vakitleri
Yükleniyor...
Günlük Gazeteler
Oku
Şans Oyunları

Şans Oyunları
Yükleniyor ...

Anket

Yeni sitemizi nasıl buldunuz?

Lütfen tercih yapınız !
Süper Lig
Süper Lig
Yükleniyor...
Foto Galeri Tümü
'Savaş Kimi Vurur?' Eyvah, Kocamın Bir Astroloğu Var!Yurttan kardan adam manzaralarıVinç Bursaray hattına düştü!Anam, Bacım, Avradım oyunundan karelerNilüfer Kadın Korosu 'Yeni Yıla Merhaba' dediBursaFotoFest’te büyük yarış sonuçlandıNilüfer’de onbinler  aydınlık Türkiye için yürüdüBarış Sofrası Nilüfer'de kuruldu
Video Galeri Tümü
Bilişim Sohbetleri-5 'Bilişim Teknolojileri'Bilişim Sohbetleri-4 'Türk yazılım sektörü ve 2023 hedefleri için büyük tehlike'Bilişim Sohbetleri-3 'Endüstri 4.0'Bilişim Sohbetleri-2 'Endüstri 4.0'Bilişim Sohbetleri-1 'Yapay Zeka'66. Başbakanlık Koşusu'nda zaferin adı 'PERSHING'Soma'daki işçiler neden öldü!Nesrin Çavuşoğlu-Sevemem ArtıkNilüfer Kadın Korosu-Ramo
Bugün
Bu Hafta
Bu Ay
Çok Yorumlananlar

Arşiv