Para Piyasaları Yükleniyor ...

Hava Durumu Yükleniyor ...

Ermenistan ve PKK Karabağ'da kukla devlet kuruyor

Ali Eşref UZUNDERE

22.05.2020 17:46 tarihinde yayınlandı 172 defa okundu 0 defa yorumlandı
Ermenistan ve PKK Karabağ'da kukla devlet kuruyor
Tüm dünya koronavirüs salgını nedeniyle zor bir dönemden geçerken “pandemiyi” fırsatçılığa dönüştüren Ermenistan, işgal ettiği kadim Türk yurdu Azerbaycan toprağı Dağlık Karabağ’da kukla bir devlet kurmak için sözde Cumhurbaşkanı seçimi yaparak uluslararası bir skandala daha imza attı. 

Ermenistan’ın işgal ettiği Karabağ'a PKK'lı teröristleri yerleştirdiği, Azerbaycan topraklarında gerçekleştirmesinin ileride Türkiye’nin başına büyük belalar açacaktır. 

Ermenistan, Dağlık Karabağ’da 31 Mart'ta sözde Cumhurbaşkanı seçimi yaparak büyük bir kışkırtıcılığa imza attı. 21 Mayıs’ta sözde cumhurbaşkanlığı töreni yapılacağını ilan etti.

Ermenistan, bu hamlesi, BM Güvenlik Konseyi'nin 822, 853, 874 ve 884 sayılı kararları ile AGİT'in 27 Şubat 1993 tarihli Prag toplantısında Karabağ'ın Azerbaycan toprağı olduğuna dair kesin karara, ayrıca AB, İslam Teşkilatı, TürkPa gibi onlarca milletlerarası teşkilat tarafından Karabağ topraklarının Azerbaycan'a ait olduğuna dair hukuki belgelerle desteklenen açıklamalara rağmen böyle bir girişimde bulunması, Karabağ sorununun barışçıl yolla çözümlenmesi için devrede olan tüm uluslararası teşkilatlara rest çekmek anlamını taşımaktır. 

Ermenistan’ın işgal ettiği Karabağ’a PKK terör örgütünü yerleştirdiği ve Bu örgüt ile işbirliği içinde olduğu bilinen bir gerçektir. 

Osmanlı İmparatorluğu’nun sadık tebaası olarak adlandırılan Ermeniler, 19.yüzyılın sonlarından itibaren büyük devletlerin tarafından imparatorluğun parçalanması yolunda geniş çapta kullanılmaya başlanılmıştır. Çarlık Rusya’nın ve İngiltere’nin gayretleriyle Ayastefanos/Yeşilköy ile Berlin Antlaşmalarına Ermenilerle ile ilgili koydurulan maddeler, o tarihe kadar siyaset alanında görülmeyen “Ermeni meselesi” adıyla suni bir sorun yaratılmıştır (1878). Daha sonra bu suni meseleye karışmayan büyük devlet kalmamış ve Anadolu’da Ermeni ayaklanmaları çıkartılmıştır. 

Yüzyıllardır aynı ateşle ısınan, aynı dertleri paylaşan Türkler ve Ermeniler birbirlerine düşman edilerek istenilen amaca ulaşılmaya çalışılmıştır. Şüphesiz bütün bu olayların çıkmasında, bu devletlerin yanında en büyük pay, Osmanlı imparatorluğu toprakları üzerinde bir Ermeni devleti kurmak hayali ile hareket eden Ermeni komiteleri ile komitecilerini destekleyip teşvik eden Ermeni din adamları ve kiliseleri olmuştur. 
Ermeniler, “hayali ideallerini” gerçekleştirmek için günümüzde de hala masum insanları gözlerini kırpmadan katledip öldürmektedirler. I. Dünya Savaşı sırasında Anadolu’yu ve Kafkasya’yı kana bulayan Ermeniler,  kendi ifadeleri ile Anadolu’da 2,5 milyon Türk-Müslüman’ı katletmişlerdir.  Tarih ve insanlık önünde insanlık suçu “Soykırım” yapmayı günümüze kadar sürdüren tecrübeli Ermeni caniler, bütün medeni ülkelerin saygı göstermesi gereken müşterek ilkeleri, hiçbir zaman saygı göstererek dikkate alınmamış, bundan sonra da almayacağı gözlenmektedir.

Ermeni ve ermeni teröristlerin insanlığa yönelik işledikleri İnsanlık suçu ve eylemlerin müsamaha ile karşılanması, cezasız kalması insanlığa karşı işlenmiş suçtur.
 
Ermenilerin Türklere karşı işledikleri cinayet ve katliamlar, 20 Haziran 1890’da başlamıştır. Erzurum’da Sanasaryan Okulu ile Kilisede silah depolayan Ermeniler, olay yerine gelen askerlerin üzerlerine ateş ederek bir subay ile iki askeri ağır yaralamaları ve bir polisi şehit etmeleriyle başlamış, 22 Temmuz 1922 tarihinde Osmanlı Devleti Bahriye Nazırı Cemal Paşa ve yaverleri Nusret ile Süleyman Beylerin Tiflis’te katledilmelerine kadar sürmüştür. 

24 Temmuz 1923’te Ermeniler hakkında hiçbir hükmü kapsamayan Lozan Barış Antlaşması imzalanmış ve suni olarak yaratılan sözde “Ermeni meselesi” bir süre için tarihin derinliklerine gömülmüştür.  

Ancak 50 yıl aradan sonra 27 Ocak 1773 Türkiye’nin Los Angles Başkonsolosu Mehmet Baydar ve Konsolos Bahadır Demir görüşmeye gittikleri bir Ermeni tarafından kalleşçe katledilmesiyle tekrar hortlamış,  Viyana’da BM Sosyal Gelişme ve İnsanı Sorunlar Merkezi Müdür Yardımcısı Enver Ergun’un 19 Kasım 1984 tarihinde Ermeni şehit edilmesine kadar sürmüştür. 
 
Ermeni Terör örgütü ASALA, 1975 yılında Lübnan İç Savaşı esnasında, Beyrut’ta Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nin yardımı ile Ermeni Agop Agopyan tarafından kurulmuştur. Temel amacı; Ermeni ilkesinin dünya kamuoyuna tanıtılması ve yurtdışı Ermeni toplumunda milliyetçi duygunun yükseltilmesi olmuştur. Bağımsız büyük bir Ermenistan kurmak,  sözde Ermeni Kırımını Türkiye Cumhuriyeti tarafından “soykırım” olarak kabul edilmesini ve tazminat ödenmesini sağlamak için çalışmıştır. ASALA militanları bir dönem Yunanistan ve Suriye İstihbarat servislerinin her türlü eğitim, öğrenim ve lojistik destek kolaylıklarından yararlanmışlardır.
1970'li ve 1980'li yıllarda, genelde Türk hedeflere karşı saldıran ASALA eylemciler, 21 ülkenin 38 kentinde, 39'u silahlı, 70'i bombalı, biri de işgal şeklinde olmak üzere toplam 110 silahlı saldırı gerçekleştirdi. Bu saldırılarda Türkiye'nin 42 diplomatı ile 4 yabancı uyruklu kişi hayatını kaybederken, 15 Türk ve 66 yabancı uyruklu kişi de yaralandı. 

ASALA'nin Türkiye içindeki ilk eylemi 1982'nin 7 Ağustos tarihinde Ankara Esenboğa Havalimanı'nda gerçekleştirdiği bombalı saldırı olmuştur. Saldırı sonucunda 9 kişi hayatını kaybetmiş, 72 kişi yaralanmıştır.

ABD kaynaklarına göre, 1968'den itibaren ASALA, 84 olayda 299 kişiyi yaralamış 46 kişiyi öldürmüştür. Paris'te Türk Hava Yollarını bombalayan örgüt üyelerine 30 ay ceza verilmiştir. 1983 Temmuz'unda gerçekleşen Orly Havaalanı katliamında 8 kişi ölüp 52 kişi yaralanmıştır. Bu olaydan sonra batılı devletler ASALA adının miadını doldurduğuna karar vermiş, yerine Lübnan’da PKK’yı kurup örgütlemişlerdir. 1985 yılından sonra ASALA adı altında kayda değer bir eylem gerçekleştirilmemiş, görevi sözde Kürt örgütü olan aslında Ermeni PKK örgütü sürdürmektedir. 

Ne acıdır ki, dünyada bazı çevreler ve ideolojik saptandı sahipleri, halâ insanlığa karşı girişilen bu Ermeni cinayetler karşısında, Hocalı soykırımı örneğinde olduğu gibi sağır ve dilsiz kalabilmektedirler.
 
Bilindiği gibi Karabağ ve Azerbaycan topraklarının yüzde 20’si Ermeni işgali altındadır. Sözde “Ermeni Soykırımı” edebiyatıyla yıllarca Ermeni diasporasının yürüttüğü Türk Düşmanlığı yetersiz gelmiş olacak ki, Ermenistan, işgal ettiği Azerbaycan toprakları üzerinde yapay Karabağ devleti ve onun uydurma Cumhurbaşkanı ile Güney Kafkasya bölgesinde yeni nifak tohumu ekerek farklı senaryoları gündeme taşımışlardır. 

Dünyada hiç bir Uluslararası kurum ve devletin tanımadığı ki buna Ermenistan da dâhildir, bir işgalci yönetimin kendisini devlet olarak ilan etmesi ve sanki gerçek devletmiş gibi Cumhurbaşkanı seçimi yapması uluslararası hukuka zıt olan, sırtını Amerika başta olmak üzere Batı dünyasında ve Rusya’da etkili olan Ermeni lobisine dayayan zorba yönetimin hadsizliğidir.

Hukuki olarak geçerliliği olmayan sözde Karabağ parlamentosunun almış olduğu kararla; gerçekleştirilen sözde Cumhurbaşkanı seçimi Ermenistan'ın dünya kamuoyu nezdinde güya bölge barışını arzuladığına yönelik söylemlerinin riyadan ibaret olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır.

Ermenistan, mazlum ve mağdur edebiyatını aslında işgalci kimliğini gizlemek amacıyla kullandığını bu son ve hukuk tanımaz tavrı ile çok net şekilde ortaya koymuştur. 

Ermenistan, Karabağ’da sahte Cumhurbaşkanı seçimi ile sadece Azerbaycan’ı değil tüm bölgenin geleceğini zor duruma düşürmeyi hedeflemektedir.

Batı ile Rusya arasındaki ülke yönetimiyle ilgili çekişmeli durum, özellikle son açıklamalarıyla Rusya’ya rest çekerek Amerika’ya yeşil ışık yakan Paşinyan aracığıyla Güney Kafkasya’ya "davet edilmeyi bekleyen" güçlerin iştahını kabartmaktadır.

Bölgeye Orta Doğu ve Doğu Akdeniz senaryolarıyla müdahale etmeyi planlayan ama Türkiye'nin hamlesiyle planları şimdilik suya düşen devletlerin Güney Kafkasya üzerinden yeni ve faklı hamle ihtimalini göz ardı etmemek gerekiyor.

Tüm bu yaşananlardan hareketle; Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milleti Kardeş Azerbaycan Cumhuriyeti ile her türlü kardeşlik ve “bir millet iki devlet” olmanın ötesinde, bölgede barışın sağlanması ve uluslararası hukukun çiğnenmemesi için Azerbaycan topraklarını işgal ederek burada sahte bir devlet yaratmanın hesaplarını yapan sahte Karabağ yönetimi ve onun gerçekleştirdiği sözde Cumhurbaşkanı seçimini şiddetle kınamakla kalmamalı, dünyanın tüm ilgili teşkilatlarından Ermenistan devletinin hukuksuz eylemine karşı ciddi önlem almasını talep etmelidir.

Bölgede separatizmin yaygınlaşmasını önlemek için sahte rejimin sahte başkanını destekleyen Ermenistan, ciddi şekilde ve en sert biçimde uyarılmalıdır.

Sahte Karabağ Cumhuriyetinin başkanlık seçimi Hocalı Soykırımı başta olmak üzere Ermenistan’ın işgal ettiği topraklarda hayatlarını kaybeden Azerbaycan Türklerinin ruhlarını, hazırda işgal nedeniyle doğma topraklarına gidemeyen insanların vicdanlarını çok derinden yaralamaktadır. Bu gelişme, bölgede telafisi imkânsız çetrefilli problemleri doğuracaktır.

Türk kamuoyu olarak bölge barışını baltalayan Ermenistan’ı uyarıyor, ayağını denk alarak uluslararası hukuka riayet etmesini talep ediyoruz.

Ayrıca, Türk milleti olarak tüm soydaşlarımız ve Türkiye'de yaşayan altı milyona yakın Azerbaycan Türkünün adına ülkemizin tüm STK ve duyarlı vatan evlatlarına sesleniyoruz:
Ermenistan’ı Twitter İnstagram Facebook gibi sosyal medya adresleri üzerinden protesto edelim, uluslararası kuruluşların sosyal medya hesaplarına protesto mesajları atalım...
 

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

500

Adınız Soyadınız :

Yorumlar Yükleniyor ...
Facebook Yorumları
Linkler
Bugün
Bu Hafta
Bu Ay
Çok Okunanlar
Vaka sayısı 5 milyon 936 bin 2832
4.461 vefat var, vaka 160.979 2591
Hastalıklar ellerimizde! 234
5 milyondan fazla çocuk tehlik... 212
İşte 'Normalleşme' kararları! 205
Pandemi nedeniyle çocuk ölümle... 200
TFF'den kesin karar! 197
İFSAD üyesi 26 fotoğrafçıdan t... 193
Şans Oyunları

Şans Oyunları
Yükleniyor ...

Anket

Yeni sitemizi nasıl buldunuz?

Lütfen tercih yapınız !

Arşiv