"Terter" davası trajedisinin izinde

Okunma: 179
Güncel 23 Mayıs 2022 18:43
Videoyu Aç "Terter" davası trajedisinin izinde
A
a

Duayen Gazeteci Ali Eşref UZUNDERE'den Araştırma-İnceleme

Terter Davası;  Azerbaycan Silahlı kuvvetlerinin 2016’yılının Nisan ayında Ağdam-Terter sınır hattında meydana gelen çatışmalar sırasında gerçekleştirdiği başarılı operasyondan sonra “Vatana ihanet” suçlaması ile başlatılan soruşturma ve işkence olayları gerçekleşti. Azerbaycan kamuoyunda konuyla ilgili tartışma kısa sürdü. Azerbaycan ordusunda 4 yıl önce meydana gelen olayın, yeniden gündeme getirilip kamuoyunda uzun zamandan beri tartışılıyor olması ilginç bir durum arz ediyor.  

2017 yılında çok sayıda asker hakkında açılan ceza davasındaki hukuka aykırılıklar ve soruşturma kapsamında ordunun moralini bozmaya yönelik korkunç işkenceler kamuoyunun gündemine oturdu. Azerbaycan’da Terter Davası/Dosyası olarak adlandırılan “soruşturma ve işkence ve işkence sonucu ölüm olayları;  ülkesini ve halkının geleceğini düşünen herkes, her kesim tarafından tartışılıp konuşuluyor. Azerbaycan silahlı kuvvetlerine yönelik suçlama ve eleştiriler durdurulamıyor. Dört ayı aşkın bir süredir Azerbaycan halkının gündemini meşgul eden konunun, şanlı Karabağ zaferinden sonra gündeme gelmesi tesadüfi değildir. 

Konuyla ilgili kamu aktivisti (eylemcisi) Bahtiyar Haciyev'in olayı şöyle özetlemiştir:   
Azerbaycan’da 2017 yılının Mayıs ayında 4 resmi kurum, (Baş Savcılık, Devlet Güvenlik teşkilatı, Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı) yaptıkları ortak açıklamada; “Bir grup askerimiz Ermenistan adına casusluk yaptıkları gerekçesiyle “vatana ihanet” suçlamasıyla tutuklanarak haklarında ceza davası açıldığını” duyurdu. Ama Askerler gerçekten Ermenistan için çalıştılar mi? Yoksa gerçek hainlerin “hainliklerini”  gizlemek için yüzlerce asker ve subay, eşi benzeri görülmemiş işkencelere mi maruz kaldı?..”

TERTER ADI: Azerbaycanda Terter adı verilen bölge, Azerbaycan ile Ermenistan arasında doğal sınır oluşturan, batıdaki dağlık bölgeden doğarak 200 km boyunca doğuya doğru akıp, Kura (Kür) nehrine karışan Terter çayı (nehri) kıyısında, stratejik öneme sahip bir Türk şehridir. Terter, aynı adı taşıyan bölgenin idari merkezidir. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından önce Azerbaycan’ın yeniden bağımsızlığını kazandığı 1991 yılına kadar “Mir Beşir” kadim adı ile bilinen Terter’in nüfusu 2 Ekim 2020 tarihi itibarıyla 18.185 olan bir şehirdir.

Terter Davası veya Trajedisi:
Terter davasının başlangıcı, Nisan 2016'da Dağlık Karabağ'daki askeri operasyonun hemen ardından Azerbaycan silahlı kuvvetlerinin Terter ve Ağdam sınır hattı bölgesindeki kuvvetlerde “Vatana İhanet” nedeniyle yürütülen tutuklama ve soruşturma sırasında gerçekleştirilen işkencelerden kaynaklanıyor.
-Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri personelinin (askerler, çavuşlar, teğmenler ve subaylar) ve sivillerin bir kısmının; Ermeni Ulusal Güvenlik Servisi ile olası bir bağlantısı ve bu bağlantı sonucunda olası temaslar, 
- Kendi menfaatlerini, casusluk faaliyetlerini, güvence altına almak ve bu olası faaliyetin Azerbaycan makamları tarafından ifşa edilmesinden sonra, olası asker failler; Nisan-Haziran 2017'de Azerbaycan kolluk kuvvetleri ve askerleri tarafından insanlık dışı fiziksel ve zihinsel işkenceye maruz kalmış ve bu süreçte öldürülmüşlerdir. 
Terter Davası veya Trajedisi; Onları etkisiz hale getirmek, failleri çeşitli şekillerde “itiraf” imzalamaya zorlamak vb. gibi yasa dışı eylemler de dâhil olmak üzere nihai yargılamanın bir özetidir. 

-TERTER DAVASI NASIL BAŞLADI?

Azerbaycan silahlı kuvvetlerinin 1 Nisan 2016 operasyonunu hazmedemeyen silahlı kuvvetleri içindeki “Rus-Ermeni-PKK ve FETO” benzeri bir yapı, Azerbaycan Ceza Kanunu'nun 274. maddesi uyarınca özel bir Araştırma-Soruşturma Komisyonu oluşturuldu. Bu komisyon Ağdam ve Terter sınır bölgesinde konuşlu birliklerindeki asker ve subaylara yönelik “vatana ihanet ve casusluk” suçlamalarıyla ilgili tutuklama, sorgulama süreci başlattı. “Terter Davası/Dosyası” olarak bilinen bu süreçte; işkence ve işkence sonucu ölümler meydana geldi. Gence ve Terter Askeri Mahkemelerinde “vatana ihanet/casusluk” suçlamasıyla davalar açılıp yargılamalar yapıldı.
2017 yılının Mayıs ve Haziran aylarında, toplu işkence, başta olmak üzere “resmi ve gayri resmi casusluk” yaptığı şüphesiyle askerlere yönelik açılan davaların detayları İki yıl sonra (2019), ortaya çıkmaya başladı. Azerbaycan kamuoyu, Terter bölgesindeki silahlı birliklerinde gerçekleşen tutuklama işkence ile sorgulama ve işkence sonucu ölümlerden ve yargılamalardan ancak 2019 yılında haberdar oldu. Dava dosyalarındaki işkence ve işkence sonucu ölümlerin ayrıntıları, bu tarihten sonra yavaş yavaş ortaya çıktı. 

-1 Nisan 2016 Operasyonu

Ağdam ve Terter şehirleri Ermenilerle temas hattındaki mevzilerde, olası casusluk olayları yaşandı. Mağdurların ifadelerine göre, Terter’de 1700’den fazla asker ve subay işkence gördü. Çoğunluğunu 1 Nisan 2016’da Ermeni işgali altındaki stratejik açıdan önemli Talış köyü sınırları içindeki (Taliş Tepesi ve çevresinde 8000 hektar vatan toprağının geri alınması operasyonuna katılan subay, astsubay ve erlerden oluşan askerler, "vatana ihanetle” suçlamasıyla tutuklanarak sorgulandılar. 
Terter reyonunun Şıharkı köyünde kullanılmaz durumdaki I. Kolordu'nun eski karargâhında (işkencenin çok küçük bir kısmı) gerçekleştirilen soruşturmalar sürecinde; işkence ile işlemedikleri suçlar isnat edilerek alınan itiraflar sonucunda 30 kahraman asker ve subay, Gence ve Terter Askeri mahkemelerinde haklarında açılan “Vatana ihanet” suçlamasıyla yargılandı. Yargılamalar, sadece işkence ile alınan  “itiraflar” göz önünde bulundurularak kararlar verildi.

-Bu süreçte, tutuklama, soruşturmalar Terter ilçesi Askeri Savcılığı tarafından yürütüldüğü için gayri resmi olarak "Terter davası" adı verildi. Bu süreçte, 10’dan fazla asker ve subay yapılan işkenceler sonucu hayatını kaybetti. Tutuklu askerlerin bulundukları yerler, uzun zaman onların anne- baba ve diğer aile fertlerinden saklandı. Yargılamalarda mağdurlara savunma hakkı tanınmadı, "devlet sırrı"  gerekçesiyle yargılamalar gizli celsede yapılarak sanıklar çeşitli hapis cezalarına mahkûm edildi. 

Gence ve Terter Askeri Mahkemeleri; Ermeni Ulusal Güvenlik Servisi (MTC) ile olası bağlantıları nedeniyle Azerbaycan Ceza Kanunu'nun çeşitli maddelerine istinaden, mağdur askerler; birinci etapta 11, İkinci etapta 7 ve üçüncü etapta 4 kişi olmak üzere toplamda 22 kişiyi 5 ile 20 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırdı.

Mayıs 2017'de Azerbaycan Başsavcılığı, Devlet Güvenlik Servisi, Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı, askerlerin Ermeni özel servisleri için casusluk suçlamasıyla tutuklandığını belirten ortak bir bildiri yayınladı. Bildiride, “25 asker hapsedilmiş, 9 asker de işkence sırasında hayatını kaybetmiştir” denildi. 2017 yılında yapılan sorgulamalar hakkında bütün resmi resmi bilgiler bu kadardı. 

Azerbaycan kamuoyu, 2017 yılının Mayıs ve Haziran aylarında hem resmi hem de gayri resmi casusluk yaptığından şüphelenilen askerlerin tutuklama, toplu işkence ve işkence sonucu ölüm olaylarının ayrıntılarından ve yargılamalardan ancak 2019 yılında haberdar oldu. 

-“İŞKENCE, İHANET, İFTİRA” kampanyası

"Terter Davası” olarak bilinen benzeri görülmemiş “işkence, ihanet ve iftira” kumpasının kurbanlarını ilk defa araştıran, kamuoyuna duyuran ve işkence kurbanlarını savunan Azerbaycan İnsan Hakları Temsilcisi Av. Oktay Gulaliyev oldu. Gulaliyev'e göre, kitlesel tutuklamaların ilk aylarında halkın ve insan hakları savunucuları durumdan haberdar değillerdi. Azerbaycan Silahlı kuvvetlerinde 100’den fazla subay, astsubay ve er işkence gördü.  25’i ağır hapis cezasına çarptırılırken, sorgulamalar sırasında gördükleri işkence sonucu 12 asker hayatını kaybetti. 
Terter Davası” olarak bilinen “işkence, ihanet, iftira” kampanyasını ilk defa araştıran, kamuoyuna duyuran ve işkence kurbanlarını savunan Av. Av. Oktay Gulaliyev, 2019 yılının Ekim ayında basın toplantısından dönerken gizemli bir şekilde yolda bir arabanın çarpması sonucu ağır yaralanmış, koma halinde tedavisi sürmektedir. İhtiyatlı Yarbay Saleh Gaffarov’un ellere ve ayakları bağlanıp suya daldırıldı. Vücuduna elektrik verildi, tırnakları söküldü, çenesi kırıldı ve elleri bağlı olarak ikince kattan atıldı. Eşi durumu mahkemeye anlatmasından sonra ona komaya girene kadar işkenceyi sürdürdüler. Eski birlik komutanı Yüzbaşı Vağıf Abdullayev’e göre Saleh Gaffarov açlıktan öldü. 

-Azerbaycan kamuoyu Terter dosyasını 2019’da duydu

Emekli Albayların basına yaptığı açıklamaya göre, O zaman oluşturulan Araştırma-Soruşturma Komisyonu üyelerinin ve askeri savcının olay yerine gittiğini ve işkenceye maruz kalanların tedavisi için olay yerine sağlık ekibi çağırdığını ve işkence mağduru birçok askerin tedavisi sağlandığı bildirildi.
2017’nin Nisan ve Mayıs aylarından itibaren Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri bünyesinde subay astsubay ve askerlere karşı, cinayete kadar varan korkunç işkence suçları  “FETO” benzeri bu yapı, fedakâr, vatanperver binlerce Subay, astsubay ve asker, “uydurma suç” soruşturması başlatılmış, askerleri yasa dışı ve haksız işkence yöntemleriyle sorgulanmıştı. 
Azerbaycan Silahlı kuvvetlerinde 2 binden fazla asker ve subay, Ermeni işgalcilerle işbirliği yapmakla suçlanmış, Azerbaycan Türk insanı ve askerinin onur ve gururunu zedeleyecek ölümcül işkencelere tabi tutulmuştur. İşkenceler sonucunda ölenler olduğu gibi yüzlercesi sakat kalmıştır.  Azerbaycan I. Kolordusu bünyesinde meydana gelen İşkence ve ölüm olaylarının araştırılıp soruşturulması için defalarca yapılan girişim, olayların failleri ve Azerbaycan silahlı kuvvetlerinin üst düzey kademelerindeki bu yapı tarafından engellenmişti.

-Yayınlar Ses Getirdi…

Azerbaycan Silahlı kuvvetlerinde yaşanan olaylara sessiz kalmayan Azerfreedom internet Tv. kanalı, bir yılı aşkın süreden beri sanıkları, sanık yakınlarını, işkence mağdurlarını ve işkenceler sonucu hayatlarını kaybedenlerin yakınlarını canlı yayına çıkararak, sürdürdüğü “Terter dava dosyasının tüm ayrıntılarını gözler önüne sermeyi sürdürüyor. 
Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına,  toprak bütünlüğüne silahlı kuvvetlerini yıpratmaya yönelik faaliyetler yürüten bu yapı,  Ermeni-Rus ajanları başta olmak üzere PKK ve FETÖ terör örgütü elemanlarından oluştuğu ileri sürülüyor. Bu yapı 2017 Mayıs ayından günümüze kadar Azerbaycan Türk Cumhuriyeti devletine, milletine, ordusuna karşı; zikredilmesi çok zor, insan dışı,  insan onuru ve hassasiyetlerine yönelik işkence ve cinayet suçları işledi. 

-Cumhurbaşkanı Aliyev:
 Ordudaki “AJAN, PKK ve FETÖ” Benzeri yapıya savaş açtı


Azerfreedom İnternet Tv başta olmak üzere Kim Tv, Kural Tv ve diğer kanallarda bu konuda ısrarla yürütülen yayınlar sonucu; Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Azerbaycan Silahlı kuvvetlerinde 1917 yılından bu yana örgütlenerek faaliyet gösteren ( Ermeni-Rus, PKK ve FETÖ) benzeri hain yapılanmaya karışı savaş açtı. Devlet Başkanı İlham Aliyev'in kararıyla, Silahlı Kuvvetler bünyesinde yaşanan olayları araştırma ve soruşturmakla görevli yeni bir komisyon oluşturuldu.
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in Terter davasına 16 Aralık 2021'deki kişisel müdahalesinden sonra, Başsavcılık, ceza davası dosyalarını yeniledi. Oluşturulan yeni Araştırma Soruşturma Komisyonu, 1000’den fazla tanık, mağdur ve işkenceciyi tekrardan sorguladı. 400’den fazla yeni kurban tespit edildi. Konu ile ilgili yeni mağdurları belirleme süreci sürdürülüyor.
Bu yeni Komisyon, çalışmaların gidişatı ve seyri konusunda yaptığı son basın açıklamasında şu bilgileri verdi: 

-397 subay astsubay ve asker mağdur edildi 

“Geçen zaman içinde ‘vatana ihanet’ suçlaması, işkence ve değer kanunsuz yasa dışı eylemlerin mağduru 280 kişi tespit edildi. Bu kişiler, eksiksiz olarak her yönüyle dinlenerek, adli tıp muayeneleri yapıldı. Önceki işkence soruşturmaları sırasında mağdur olarak tanımlananlar da dâhil, mahkemelerde açılan ceza davalarında şimdiye kadar toplam 397 mağdur tespit edildi. 
Daha önce “vatana ihanet” suçlamasıyla haklarında ceza davası açılarak hüküm giymiş sanıkların suçları doğrulanmadı. Askerliğe karşı işlenen suçtan hüküm giyen 16 kişi hakkındaki karalara itiraz edilmiş, mahkeme, sanıklarla ilgili daha önce verdiği kararları iptal etmiştir.
Soruşturmaları yeni baştan ele alarak yürüten savcılık, sanıkların tüm cezai kovuşturma davalarını;  kapsamlı, eksiksiz ve tarafsız bir şekilde soruşturarak, nihai kararını verecektir.
Bununla beraber daha önceleri “vatana ihanet” suçlamasıyla haklarında ceza davası açılmış, ancak daha sonra diğer suçlardan hüküm giymiş 10 kişinin, bazı usul ihlallerinden suçlu bulunması nedeniyle, davalara ilişkin mahkeme kararları iptal edilmiştir. Başsavcı, davanın daha derinlemesine araştırılması için soruşturmalardan sorumlu savcıya iade edilmesi için mahkemelere temyiz başvurusunda bulundu.
2018-2019 yıllarında “Vatana ihanet”  asılsız ithamıyla tutuklanarak haps edilen  26 asker hakkındaki ceza hükmü kararı iptal edildi. Mağdur Valide Ahmadova'nın oğlu Elçin Guliyev hakkında “cinayet” suçlamasıyla açılan ceza davası ile ilgili tüm detaylar (etraflıca ve objektif olarak soruşturuldu ve eylemlerinde herhangi bir suç unsuru tespit edilemedi) araştırılıp incelendi.    Guliyev’in maruz kaldığı işkence sonucu ölümünden sonra 2017 Ekim ayında (Mahkeme Az. Ceza Kanunun 39.1.2 Maddesi) uyarınca (“suçlayıcı gerekçelerle cezai kovuşturmaya son verme kararı) iptal edildi. Yani Guliyev’in cinayet suçu işlemediği yeni “beraat” kararıyla ispatlandı. 
Ağa Şerif oğlu Raşid Niftaliyev, 
Mahammadali oğlu,Ruslan Mikayilov, 
Sakhavat oğlu Sanan Mashiyev, 
Babekhan oğlu Cabir Gahramanov, 
Kalam oğlu Elçin Aliyev, 
Seyfaddin oğlu Polad Azizov,
Şerif oğlu Intigam Mammadov, Azerbaycan ceza kanunun 145.3 (yasadışı özgürlükten yoksun bırakma), 293.2 (yasa dışı veya zalimane) aşağılayıcı muamele veya işkence sayılmayan ceza), 341.2.2 (resmi yetkiyi aşan), 341.2.3 ve 128. maddelere göre (kasten hafif bedensel zarar verme) suçlandı. 
Seyfaddin oğlu Polad Azizov soruşturmadan saklanmak suçundan aranıyor. Aynı zamanda cezasını çekmekte olan Ramiz oğlu Fuad Ağayev de Ceza Kanunu'nun 145.3, 293.2, 341.2.2, 341.2.3 ve 128. maddelerine göre suçlandı ve hakkında iddianame düzenlendi.”
Böylece, 2017 yılının Mayıs-Ekim aylarında Cumhuriyet Askeri Savcısı Hanlar Valiyev ve yardımcısı Shafayat İmranov'un öncülüğünde yürütülen soruşturmalarda; 30’a yakın sanık, düzmece deliller ve işkence yoluyla elde edilen itiraflara dayandırılarak “vatana ihanet”  ve “cinayet” suçlaması ile mahkûm edilmiş, onlarca asker ve subay da işkence sonucu hayatını kaybetmişti.

-Olayların Faillerinden Hesap Sorulmalı

2017 yılında Azerbaycan Cumhuriyet Askeri Savcılığı ve Savunma Bakanlığı yöneticileri, Azerbaycan devletine, ordusuna ve halkına karşı ağır suç işlemişlerdir. Çok sayıda sanık, mağdur ve tanıkların ifadeleri tanıkların ifadeleri reddedilemez deliller ortadadır. Bu suçları işleyen, organize edip soruşturmaları yürüten, denetleyen ilgililerden işledikleri suçların hesabı sorulmalıdır. 
Terter davasını, Azerbaycan kamuoyunca yapılan adil ve hukuki değerlendirmede;  işkence ve işkence sonucu ölümler, ölümlerin faillerinin açık yargılanması istenmektedir. Kamuoyunun işlenen suçların faillerini görmesi, bilmesi önemli bir gerekliliktir. Tüm bu suçları işleyenlerin en ağır cezalarla cezalandırılmaları, suçluların nesillerinin; “ya ülkeyi terk etmesi” veya “diz çöküp” Azerbaycan halkından özür dilemesi istenirken, Terter olaylarının baş aktörleri olan Hanlar Veliyev’e, Necmeddin Sadıkov’a, Zakir Hesenov’a, Zakir Garalov’a ve Rüstem Usubov’a bu izin verilmemelidir. 

-Gazeteci Ganimet Zahit,  Terter olayını anlatıyor…

“Olayların siyasi ve siyasi olmayan yönleri var. Esas konu olayın işkence tarafıdır ki, gün geçtikçe daha fazla konuşulup dillendiriliyor. Terter dosyasında, çok daha farklı yaşanmış olaylar var. İnsan hafızasının alamayacağı bu olayların henüz açığa çıkmamış karanlık yönleri var. Asker ve subayları; 
-El ve ayaklar bağlı dövmek, suda boğmak, el ve ayak tırnaklarının kerpetenle sökülmek,  el ve ayak tırnakları arasına ucu sivri aletler batırmak, elleri ve ayakları bağlı olarak yüksekten atmak, cinsiyet organlarına ve bedenin hassas yerlerine elektrik vermek,  gözün yuvasından çıkarılması, anüse demir boru, armatür sokulması, plastik su boruları eritilerek vücudun çeşitli yerlerine dökülerek yakılması, açılan bu yaralara tuz, acı biber dökmek suretiyle acı çekilmesini sağlamak, günlerce aç-susuz bırakmak, baba ile evladını bir araya getirerek evladın babanın başına işetilmesi, su şişelerinin üzerine oturtmak gibi işkence yöntemleri uygulanmıştır.
-Bu tür işkence yöntemleriyle asker ve subaylar; 
-“Ya Ermenilere casusluk yaptığınızı itiraf edeceksiniz ya da öleceksiniz.” Veya “Dostlarınızın yakın arkadaşlarınızın Ermenilere yardım ettiğini, ya itiraf edeceksiniz, ya da öleceksiniz veya sakat edileceksiniz”
-“Analarını babalarını, kız kardeşlerinizi ve eşlerinizi getirip gözünüzün önünde ırzına geçeceğiz” 
-“Akrabalarının yakınlarının öldürülecekleri” tehditlerle
isnat ettikleri suçu kabul etmeye zorlanmışlardır. 
-Yapılan işkenceler sonucunda hayatını kaybedenlerin “Vatan haini” oldukları yönünde şehirde kampanyalar düzenletip, onların çocuklarını “Bunlar vatan hainlerinin evlatlarıdır” diye okullarda sokaklarda psikolojik işkence altında bırakılmıştır.
-İşkenceler sırasında silahlı kuvvetler mensubu 13 subay astsubay ve er hayatını kaybetmiştir.  Bazı araştırmacılar, bu sayının daha fazla olduğunu bildirmişlerdir. 
-İşkence sırasında ölen askerlerin cenazelerinin normal gelenek ve göreneklere uygun olarak yıkanıp defnedilmesine izin verilmeyerek, polis nezaretinde alelacele gömülmüşlerdir. 
-Yerli icra hâkimi (Belediye Başkanı) nezaretinde onların “vatan haini” oldukları yönünde tebligat yapıp, işkence sırasında ölen birkaç kişinin ailesine de “Suçları resmen tespit edilememiştir” diye tebligat yapılmıştır. 
-Uydurma suçlarla 78 asker, tutuklanıp hapis edilmiş,  yüzlercesi de mağdur edilmiştir. 
-Öldürülenlerin birçoğunun ailelerine, ölümlerinden sonra, suçlarının “kanıtlanmadığı” resmi tebligatla bildirildi. Yani masumca işkence gördüler ve öldürüldüler.
-25 asker tutuklandı ve yüzlerce kişi gördüğü işkence sonucu sakat kaldı. İşkence kurbanlara göre, aynı yerde yaklaşık 200 asker, işkence gördü.
-İşkence kurbanlarının aile üyelerine göre, toplamda 1700'den fazla asker işkence gördü. Kurbanların çoğu, özellikle 1 Nisan 2016 muharebelerinde aktif olan ve vatanseverlikleri ve profesyonellikleri ile tanınan askerlerdi.
-Mahkemeler; nedense işkence iddialarını soruşturmadı. Tutuklu askerler ağır hapis cezalarına çarptırırken, yalnızca işkence ile alınan itiraflar ve ifadeleri alanların tanıklarına dayandı. 

-İşkence ile amaçlanan;

Benzersiz işkencecileri uygulayanların veya uygulatanların asıl maksatları; “gerçek vatan hainlerinin hainliklerini saklamak, yaptıkları kanunsuzlukları, yolsuzlukları bilen gören ve tanık askerleri ortadan kaldırıp, suçlarını ört-bas edip kapatmak. İşledikleri suçları başka asker ve subayların üzerine yıkmak suretiyle onları suçlu diye adalete teslim etmek,  Bu suretle kendilerini “kahraman”, onları da “Vatan haini” göstererek suçlarını asker ve subayların üzerine yıkmaktı.
“pia.az Poligon ajans” haberine göre, -Azerbaycan İnsan Hakları Savunucuları kamuoyu ve basın kuruluşları insanlık dışı işkencelerinin ve yaşanan insanlık trajedilerinin gerçek faillerini bulmak, işkenceyi emredenleri cezalandırmak, beraat ve tazminini sağlamak için insan hakları savunucularını ve bağımsız gazetecilerden oluşan yeni bir komisyon tarafından kamuoyu adına yeniden soruşturulması istenmektedir. 
Pia.az.Poligon ajans haberinde şöyle deniliyor: “Kuşkusuz, bu konuyu araştırmakta ve duyurmakta geç kaldık. Ancak bu davanın kurbanlarının ailelerinin ve annelerinin rahatı için, gelecekte bu tür hain işkencelerin yaşanmaması için, failler bulunarak tespit edilip, cezalandırılıp adalet tesis edilene kadar Azerbaycan toplumu bu olaylara sessiz kalmamalıdır.”

-1767 Subay Astsubay ve Er İşkence Gördü
 
Terter işkence sorgulamaları sırasında 1767 subay astsubay ve rütbesiz askere işkence uygulayan 14 kişi tutuklandı. İşkencecilerden 5’i, çıkarıldıkları askeri mahkemede verilen 2-3 yıl hapis cezalarını yattıktan sonra serbest kaldılar. 
Terter bölgesinde konuşlu Azerbaycan I. Kolordu Komutanı Hikmet Hesenof'un da akrabası olan (Astsubay) Senan Maşunyev, işkence sorgulamaları sürecinde; Elçin Guluyev'i işkence ile ölümüne neden olmak, Albay Salih Gafarov'u elleri ve ayakları bağlı olarak ikinci kattan aşağı atarak öldürmek suçlarından 27 Ağustos 2017'de tutuklanıp 6 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Son 44 günlük Karabağ savaşında serbest bırakıldı. Yakın akrabası olan I. Kolordu komutanı Hikmet Hesenof’un yanında kendi işini sürdürüyor.

-Ermenilerin başına ödül koyduğu asker

Terter’deki işkence şebekesinin yaptığı daha başka işler de var. Ermenilerin başına 300.000 Dolar ödül koyduğu Keşfiyatcı Elnur Ferzeliyev; Terter sorgulamaları sırasında tutuklanıp işkenceye tabi tutularak sorgulandı. Elnur’un işkence gördüğü binaya sık sık girip çıkan I. Kolordu komutanlığı avukatı Binbaşı Fuat Ağayev, oradakilere; "Hala Onu siz öldürmediniz mi?" diye soruyordu. Elnur Ferzeliyev, kendisine yapılan korkunç işkencelere rağmen, mucize sonucu hayatta kaldı. 
Başka bir asker Hüseyin oğlu İsmail intigamoğlu; 1995 yılında askerlik görevini yaptıktan sonra I.Görhoz'un askeri birliklerinden birinde astsubay rütbesiyle göreve başladı ve Nisan 2016 muharebelerinde gönüllü olarak savaş bölgesine gitti. 28 Haziran 2016'da düşman tarafından işgal edilen topraklarda keşif görevini ifa ederken, düşman tarafında geçti. Bir sandık silah mermisi (1450 adet) ile Keskin nişancı silahı olan bir adet Sinaypır ve bu silaha ait optik hedef tespit cihazı ve bu silaha ait iki şarjör ve 30 mermi getirip komutanlığa teslim etmiş, Rehberi tarafından çeşitli ödüllere layık görülen İsmail, daha sonra ordudan ayrıldı.

-“Bundan sonra sana koca olamayacağım”

18 Mayıs 2017'de genç bir baba olarak yaşadığı evden alınıp Terter'e götürülen İsmail İntigamoğlu, “vatana ihanetle” suçlandı ve ağır işkencelere maruz kaldı. Bacaklarından asılarak kafası su dolu kaplara sokuldu, elektrik verip dövüldü. Bedenine demir çubuk sokup, cinsiyet organlarına elektrik verip, yumurtalarına ağırlık bağlayıp tahrip edildi. Kafasına tüfek dayayıp “Ermenilere casusluk yaptığını” kabule zorlandı. 
Nihayetinde “ihanet” suçlamasını kabul ettirip onu askeri mahkemede “Vatana İhanet” suçlamasıyla 15 yıl hapse cezasına mahkûm ettiler. İki çocuk babası olan İsmail, eşine; “Bundan sonra sana koca olamayacağım” diyerek eşinden ayrıldı.
Mehman Hüseyinof’un aynı işkence yöntemleri uygulanarak gözü yuvasından çıkarıldı. İşkencelerin yapıldığı kullanılmayan eski kolordu karargâhında uygulanan işkence sonucu bir gün içinde ölenler olduğu gibi işkencelere iki ay dayanabilenler de olmuştur. 
Mehman Hüseyinof 6 Mayıs 2017’de tutuklanıp uygulanan işkence sonucu öldükten sonra 7 Mayıs 2017’de defin edilmiştir. 
Sahavet Bunyadof; 7 Mayıs 2017’de tutuklanmış, 17 Mayıs 2017’de ölmüştür.
Salih Gafarof;  4 Mayıs 2017’de tutuklanmış 14 Mayıs 2017 de ölmüştür.
Elçin Guluyev; 7 Mayıs 2017 ‘de tutuklanmış 18 Mayıs 2017 de ölmüştür. 

-2017 yılı Mayıs ve Haziran aylarında işkenceler sonucu ölen askerler


1-Astsubay Mehman Hüseynov: 1 Mayıs 2017’de tutuklandı, 8 Mayıs 2017’de öldü.

2-Astsubay Elhan Ağazade (Kemaleddin oğlu): 1 Mayıs 2017 ‘de tutuklandı,  10 Mayıs 2017’de öldü.

3-MAXE Elçin Guliyev (Metleb oğlu): 3 Mayıs 2017’de tutuklandı, 6 Mayıs 2017’de öldü.  Annesi Valide Ehmedova (Halk arasında, Valide Ana olarak tanınır),  Bu cinayetin ortaya çıkmasında Mayıs 2017’den buyana mücadele etmektedir. 

4-Yarbay Saleh Gafarov (Şerif oğlu): 4 Mayıs 2017’de tutuklandı, 13 Mayıs 2017’de öldü.

5- Yüzbaşı Süleyman Kazımov (Seyid Ağa oğlu): 4 Mayıs 2017’de tutuklandı, 7 Mayıs 2017’de öldü.

6- Yarbay Temkin Nizamoğlu: 4 Mayıs 2017’de tutuklandı, 13 Mayıs 2017’de öldü. 

7- Albay Adil Sabirli: 5 Mayıs 2017’de tutuklandı, 5 Mayıs 2017’de öldü.

8- Yarbay Elçin Mirzəliyev (Gulu oğlu): 7 Mayıs 2017’de tutuklandı, 25 Mayıs 2017’de öldü.
  
9- Astsubay Sehavet Binnetov (İlyas oğlu): 8 Mayıs 2017’de tutuklandı, 16 Mayıs 2017’de öldü.

 10- Asker Dayandur Ezizi: 12 Mayıs 2017’de tutuklandı, 20 Mayıs 2017’de öldü.
     
11- Astsubay Ruslan Ocakverdiyev (İlham oğlu): 16 Haziran 2017’de tutuklandı, 16 Haziran 2017’de öldü.

Ayrıntılı olmayan bu listede, o dönemde olayları ve olayla ilgili bilgi ve belgeleri halktan gizli tuttukları için öldürülenlerin sayısı henüz kesin olarak belirlenmedi. 5 Mart 2021'den bu yana YouTube'de yayın yapan AzerFreedom TV'nin yaptığı araştırmalarda, şu ana kadar 14 kişinin öldürüldüğünü ortaya konuldu. 47'den fazla asker ve subayın işkenceyle öldürüldüğüne dair ciddi şüpheler var. AzerFreedom TV'nin araştırmaları sürüyor.
Yüzlerce mağdur, YouTube'da yayınlanan AzerFreedom TV'de canlı yayına çıkarak, kendilerine tüm bu işkencelerin yapıldığını ifade etmişlerdir. 



İşkence gören asker ve subaylardan bazıları

-İŞKENCECİLER:

28 Aralık 2018, 31 Ocak 2019 ve 13 Mart 2019'da tutuklanarak hapsedilen sonra serbest bırakılan ve yeniden askere alınarak ödüllendirilip serbest bırakılan bazı işkenceciler: 


    1- Senan Maşıyev (Astsubay):  Terter olayında özel işkence ve zulüm görenlerden biridir. İşkence ve zulümler sırasında en az bir kişinin öldüğüne dair ifade verenler çok sayıda kişi var.  Senan Maşiyev, kısa süre sonra serbest bırakılarak görevine iade edilmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Eliyev’in 29 Aralık 2020 tarihli kararıyla  “Ağdam’ın kurtuluşu” nedeniyle kendisi madalya ile ödüllendirildi. 

    2- Astsubay Polat Ezizov: Terter’de işkence ve ölümlerin yaşadığı süreçte işkenceye görmüş askerlerden biridir. Daha sonar serbest bırakılarak görevine iade edildi. Yeni oluşturulan araştırma soruşturma heyeti tarafından aranıyor. Cumhurbaşkanı Eliyev’in 29 Aralık 2020 tarihli kararnamesiyle  “Ağdam’ın Kurtuluşu için” madalya ile ödüllendirildi.

    3-  Teğmen Ruslan Mikayılov: Terter bölgesinde işkence ve ölümlerin yaşandığı süreçte tutuklanarak işkence yapmaktan hüküm giymiştir. Kısa bir süre tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Cumhurbaşkanı İlham Eliyev’in 18 Aralık 2020 tarihli kararnamesiyle, savaşlarda gösterdiği yararlılıktan ötürü “Üstün Hizmet Madalyası ve Nişanı” ödüllendirilmiş, serbest ve Binbaşı rütbesiyle 130 sayılı h/h-ye göreve dönmüştür. İşkence sırasında bir kişiyi öldürdüğünü söyleyen tanıklar var. 

    4- Adalet Müşaviri Ulvi Ehmedov: (Askeri Savcılık Özel Soruşturma Departmanının Önemli Davalarında Kıdemli Araştırmacı, Adalet Müşaviri.) Başsavcılığın 22 Haziran 2020 tarihli emriyle Başsavcılık Hizmet Soruşturma Daire Başkanlığına atandı. Donanmaya karşı açılan “sahte ceza davasında” aktif rol almış ve Terter soruşturma sürecinde “işkence yapılması” talimatı verdiği söyleniyor. 

    5- Cafer Seyidov (Aziz oğlu): SAT Özel Kuvvetler eski şefi ) Terter’de işkence ve ölümlerin yaşandığı süreçte, işkence gurubunun baş aktörü. ABD'ye Azerbaycan'ın askeri ataşesi olarak atandı.  Olaylar sırasında emri altındaki SAT askerlerine toplu işkence yaptı veya yaptırdı. Babası Aziz Seyidov, Cumhurbaşkanı'nın talimatıyla 11 Temmuz 2017 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi Askeri Kurulu Başkanlığına atanmıştır. Hükümlü askerler hakkında verilen yanlış kararlar, baba başkanlığındaki askeri Kurul tarafından onayladı.

    6- Tümgeneral Ramil Esgerov: Azerbaycan Savunma Bakanlığı İç Güvenlik Ana Dairesi Başkanı idi. Terter işkence sürecini rehberlik ederek yönetti. Rusya’nın adamı olarak biliniyor. Rus yetkililer ve medya tarafından açıkça savunulan Necmeddin Sadigov'un yeğeni olup, 25 Haziran 2020 tarihinde Cumhurbaşkanı İlham Eliyev’in emriyle  “Tümgeneral” rütbesi verildi. Komutanlığını yaptığı askerleri, Terter sorgulama ve işkence sürecinde görev aldı. 

    7- Elhan İbrahimov, (Savunma Bakanlığı Ana Tıp Dairesi Başkan Yardımcısı ve Azerbaycan Savunma Bakanı Zakir Hasanov’un bacanağı). Terter sorgulama işkenceleri sürecinde, İşkence izlerinin kayıt altına alınmamasında ve askeri hastanenin işkence mekânı haline çevrilmesinde aktif rol oynadı.  Ülke Cumhurbaşkanı İlham Eliyev’in 9 Nisan 2021 tarihli kararnamesi ile kendisine “Tıbbı hizmet Tümgenerali” rütbesi verildi. Terter bölgesinde yapılan işkence ve işlenen cinayetleri örtbas etmek için asılsız tıbbı raporların düzenlenip yayınlanmasını organize etti.

    8- Tümgeneral Natig Eliyev: Kendisinin KURAL TV’deki  itirafına göre, 2017 Nisanı ortalarından itibaren (!!!) Cumhuriyet Askeri Savcısı Hanlar Valieyv’in talimatıyla hekimlerden oluşan özel sağlık ekibi oluşturup, önceden işkence mekânına giderek, işkence sürecine katılmıştır. İşkence sonucu ölenlerin, işkence izlerini saklayarak, başka nedenlerle öldüğüne dair raporların düzenlenmesinde aktif rol oynadı. Amcası kızı, Cumhuriyet Askeri savcısı Hanlar Veliyev’in eşidir. 

   9- Hanlar Veliyev, (Azerbaycan Cumhuriyeti Askeri savcısı): Terter’deki işkence ve cinayetlerin ana organizatörlerinden ve uygulayıcılarından biridir. Cumhurbaşkanı İlham Eliyev’in 28 Eylül 2018 tarihli kararnamesi ile 2.Derece “Vatana Hizmet madalyası” ile ödüllendirildi.   9 Nisan 2020’de başka bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle, bir sonraki dönem Askeri savcı olarak tayin edildi. Hanlar Veliyev ile ilgili bu iki cumhurbaşkanlığı kararnamesi, Terter işkence sürecinden sonra imzalanmıştır. 

   10- General Necmeddin Sadıkov: Terter işkence süreci sırasında, Azərbaycan Silahlı kuvvetleri Genel Kurmay Başkanı idi.  Cumhurbaşkanı İlham Eliyev’in 25 Haziran 2018 tarihli kararnamesiyle I. Derecede  “Reşadet/cesaret” nişanı ile taltif edildi. Silahlı kuvvetler bünyesinde “Rus-Ermeni-PKK-FETO” yapılanmasının emiri ve bu yapı elemanları vasıtasıyla Azerbaycan Silahlı kuvvetlerine karşı işlenen bir dizi suçun baş organizatörlerinden biridir.  

   11- Zakir Heesenov (Esgər oğlu):  22 Ekim 2013 yılından beri Azerbaycan Cumhuriyeti Savunma Bakanıdır. Terter Dosyası sürecinde işkence ve cinayet olaylarını başarıyla örgütleyip uygulamaya geçirdikten sonra, 25 Haziran 2018’de I. Derecede “Cesaret Madalyası” ile ödüllendirilmiştir. Zakir Hesenov: 
-1980–1985 yılları arasında Almanya’da konuşlanan Sovyet Ordusu saflarında hizmet etti. 
-1985–1993 yılları arasında SSCB Savunma Bakanlığı Sibirya askeri bölgesi Altay Askeri Komiserliği’nde çalıştı. 
-1986-1987 yılları arasında SSCB Silahlı Kuvvetleri Genel Kurmay karargâhı Akademik Yönetim kurslarını bitirdi.

   12- Yarbay Babek Semidli: Azerbaycan Silahlı kuvvetleri I.Kolordu ideolojik çalışmalar ve manevi psikolojik desteklemeleri sorumlu komutan yardımcısıdır. Terter işkence ve cinayetlerin organizatörü ve uygulayıcılarından biri olup, Olayların sonraki aşamalarında işkence kurbanları para ile susturmaya çalışmıştır. İşkence sonucu ölen askerlerin milli adet ve geleneklere uygun defnedilmesine mani oldu.  Yarbay Semidli, Terter Askeri savcılık çalışanlarına ve Askeri Mahkemesi hâkimlerine işkence ve cinayet olaylarının örtbas edilmesi için rüşvet vermiştir. 
AzerFreedom TV'de canlı yayına çıkan pek çok tanığın, Yarbay Babek’in yaptıkları kanunsuz işler ile ilgili ifadeleri yayımlanmıştır. 
26.06.2017 tarihinde “Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri “Gazisi”, 25.06.2018 tarihinde “Askerlik hizmeti”,  26.06.2018 tarihinde Azerbaycan Ordusu’nun “100. Yıl dönümü” ve 28.05.2019 tarihinde Azerbaycan Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin “100 Yıldönümü” madalyalarıyla taltif edilip ödüllendirilmiştir.  

   13- General Hikmet Hasanov: 1.Ordu Komutanı. Terter devlet terörü ana organizatörlerinden biridir. Pek çok subay, astsubay, asker ve memura kişisel olarak, işkence yapan bir komutandır. 26.06.2017'de Gazisi", 25.06.2018'de 3. Derece "Vatana Hizmet", 26.06.2018'de "Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri kuruluşunun “100. Yıldönümü" nişan ve madalyası ile taltif edilip ödüllendirilmiştir. 

ÖZEL NOT: İşkence suçluların ve katillerin görevlerine iade edilmesi ve ödüllendirilmesi, ispat ediyor ki, bunlardan bazılarının 2018-2019 yıllarında yargılandığını ve bu yargılamaların göstermelik ve Azerbaycan halkının “hoşnutsuzluğunu” önlemeye yönelik bir görüntü olduğu bildiriliyor. 

-İşkence sonucu ölen asker ve subaylar:

İnsan hakları savunucularına göre, 100'den fazla asker (asker, çavuş, teğmen ve subay) işkence gördü. 25'i ağır hapis cezasına çarptırıldı, 13'ü de işkence sonucu öldü.



Mahkûmlar:
• Natig Guluzade, askere alınmış (18 yıl hapiste) 
• Faig Ahmadov, asker (20 yıl hapiste) 
• Rauf Oruçov, yüzbaşı (6 buçuk yıl hapis cezası)
• Veli Helilof, Fazla mesai görevlisi
• Majid Gasimof,
• Natig Güluzade,
• Emin Guluzade, (16 yıl hapis).

-OLAYIN TANIKLARI KONUŞUYOR…
Azerfreedom internet TV’deki video dizisinde, Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri'nde geniş bir casus ağının faaliyet gösterdiği, bu ağın ifşa edilmesi sırasında askerlere işkence yapıldığı, onur ve haysiyetlerinin aşağılandığı ve ayrıca askerlerin kasten öldürülmesinden sorumlu olanların cezasız kaldığı belirtiliyor.
Bu durumda doğrudan Askeri Savcılık suçlanır ve örgüte yönelik suçlamalar ve önyargılar bitmez. Ancak, ilgili devlet kurumları ve mahkemeler failleri cezalandırdı. Devlet sırları nedeniyle bazı detaylar kamuya açıklanmıyor.
Soruşturulması ve gün ışığına çıkarılması gereken olayın gerçek detaylarını medyaya aktaran tanıklar, kolluk kuvvetlerinin ve ordunun itibarını sarsmaya yönelik şantaj ve asılsız bilgi yayanlardan da endişe duyduklarını dile getirdiler.
O dönemde Savunma Bakanlığı'nda Silahlı Kuvvetler Başterapisti olarak görev yapan ve Terter Davası’nın tanığı Albay Samir Gasimov, Azerfreedom internet Tv.’de Gurban Mammadov’a konuştu: 
 “Askerlere yönelik işkence vakalar vardı. İşkence gören askerleri kendi gözlerimle gördüm. O dönemde Genel Tıp Daire Başkanı ve çevresindeki yetkililerle birlikte işkencenin gerçeklerini öğrendik. Olay Genel Müdürlüğe bildirilirken, Başhekimin talimatıyla işkence gören askerler tahliye edildi. İşkence gören askerlerimizi de tedavi ettim. Onlara gerekli tıbbi bakımı sağladık."
Terter olaylarıyla ilgili görüşünü paylaşan bir başka emekli sağlık mensubu Albay Xudu Huduyev' de; “Askeri Savcılık, zamanında soruşturma ve olayı önleme konusunda istisnai bir konumdaydı. Askeri savcı Xanlar Valiyev hemen olay yerine geldi ve durumu öğrendikten sonra gerekli incelemelerin yapılması talimatını verdi. Askeri hastanede Askeri Savcılık ve İçişleri Bakanlığı çalışanlarından oluşan 24 saat görev sistemi düzenlendi. Doktorlar ise hastaların zamanında tedavi edilmesini ve muayene edilmesini sağladı ve hastaları hayata döndürmek için ellerinden geleni yaptılar. Bu olaylara bizzat şahit oldum.”
İsmini vermek istemeyen üst düzey bir memurun ifadesi de dikkat çekti. Kişilerin YouTube ve diğer internet kaynaklarında yayınladıkları bilgileri "Terter Davası” olaylarını “uydurma ve siyah-beyaz” olarak nitelendiren görevli, olayların ardından olaya müdahale eden Askeri Savcılığın hizmetine ilişkin şunları söyledi:
“Tatar davasının bir tanığı olarak, bugün adı kasten lekelenen Askeri Savcılığın aslında bu olaylarda üzerine düşen görevi özveriyle yerine getirdiğini güvenle söyleyebilirim. Bu olguların soruşturulması sırasında, Savcılığa verilen tüm görevlerin yerine getirilmesinde hukukun üstünlüğüne rehberlik edilmiştir. Önyargılı konuşmaların ve kışkırtmaların, her şeyden önce Ordumuza, 44 Gün Vatanseverlik Savaşı'nın kahramanlık tarihine imza atan oğullarımıza ve şehitlerimizin ruhlarına hakaret olduğunu düşünüyorum. Bu tür orantısız bir önyargı ülkemize fayda sağlamayacaktır."

-Kolluk kuvvetlerinin gözünden "Terter Davası" 

Cumhuriyet Askeri Savcılığı'nın suçlamalara yanıt olarak konuyu ele alması da ilginçtir. Askeri Savcılık, Bizim. Media’dan gelen bir talebe yanıt olarak, 2017 yılında Savunma Bakanlığı'nın bazı askerlerin casusluk faaliyetlerine karıştığına dair bakanlığa ulaşan ilk bilgiler doğrultusunda soruşturma yürüttüğünü söyledi. 
Toplanan materyaller, soruşturmanın devam etmesi için Azerbaycan Askeri Savcılığına gönderildiği kaydedilen askeri savcılık açıklamasında şöyle denildi: 
“Azerbaycan Cumhuriyeti'nin ceza muhakemesi mevzuatının gerekliliklerinin yanı sıra Savunma Bakanlığı'nın yönetim ve teşkilat düzenlemelerinin ihlal edildiği tespit edildi. Müfettişlerin fail olduğu iddia edilen kişileri sorgulama yetkisi olmamasına rağmen, bazı askeri personel casusluk şüphesiyle fiziksel ve zihinsel şiddet, işkence ve aşağılama kullandı. Hatta yasadışı bir sorgulama bile yapıldı. Gerçekler ortaya çıktıktan sonra Askeri Savcılık müdahale ederek askerlerin hukuka aykırı sorgulanmasını engelledi. Fiziksel şiddet mağdurlarına tıbbi yardımda bulundu ve hukuka aykırı olarak gözaltına alınan tutukluların sorgulanmak üzere serbest bırakılmasını sağladı. İşkence gerçeklerine ilişkin operasyonel, kapsamlı ve nesnel bir soruşturma da yürütüldü.”
Yasadışı sorgulama sırasında işkence gören ve ölenlerin hepsinin cesetlerinin tıbbi muayeneden geçirildiği ifade edilen Askeri Savcılık açıklamasında, “Toplanan materyallere dayanarak, Savunma Bakanlığı yetkilileri hakkında Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca ceza davası açıldı. Soruşturma sırasında 16 asker hakkında kovuşturma açıldı ve mahkemeler zanlılar hakkında tutuklama kararı verdi. Kurbanların kimlikleri belirlendi ve ölen askerlerin yakınlarının ifadeleri alındı. Onların katılımıyla gerekli tedbirler alınmış ve bu ceza davalarının soruşturması tamamlanarak değerlendirilmek üzere askeri mahkemelere gönderilmiştir. Mahkeme, sanıkların tümüne yönelik suçlamaları doğruladı ve çeşitli hapis cezalarına çarptırdı.
Bireysel askerlerin casusluğa karıştığına dair gerçekler, yeterli kanıtlarla doğrulandı ve onlar hakkında 274. madde (ihanet) ve Ceza Kanunu'nun diğer ilgili maddeleri uyarınca ceza davası açıldı. Bu ceza davalarının soruşturulması sırasında ‘vatana ihanetten’ suçsuz bulunan 5 kişi beraat etti. Toplam 34 kişi suçlu bulunarak suçlandı ve mahkemeler onları tutukladı. 17 kişinin Ceza Kanunu'nun 274. maddesine göre ‘ihanet’ suçları ispatlandı ve bu ceza davalarının soruşturması tamamlanarak değerlendirilmek üzere askeri mahkemelere gönderildi. Tüm sanıklara yönelik suçlamalar doğrulandı ve çeşitli hapis cezalarına çarptırıldılar.
Sonuçta, Silahlı Kuvvetlere göre, Temyiz Mahkemesi ve Yüksek Mahkeme, casusluk ve askerlere işkence yapmakla suçlananlar lehinde karar verdi. Soruşturma sırasında failler cezalandırıldı, masumlar beraat etti.”

Analiz;
• Av. Ogtay Gulaliyev'in durumunda "değişiklik yok"
• Azerbaycan'da kaç tane "siyasi tutsak" var? Listeler neden farklı?
• İlham Aliyev hükümetine yönelik tehdit içeriden mi? 

-"İtiraf etseydi kurtulacaktı"
İnsan Hakları aktivisti Av. Oktay Gulaliyev'e göre, işkence sonucu dokuz kişi öldü. Ancak bunlardan 5’i hakkında henüz ceza davası henüz açılmadı.
Ölenlerden biri Gizir (Astsubay) Ruslan Ocagverdiyev idi. Bu astsubayın eşi, Ravana hanım, 15 Haziran 2017 sabahı o kısma gittiğini ve ondan sonra yaptığı aramalara cevap vermediğini ifade ederek, "Endişelendim. Akşama kadar durmadan aradım ve sonra komşulara endişemi anlattım.”
Daha sonra silahlı kuvvetler yetkililerinin kocasının götürüldüğünü, ancak nerede ve neden götürüldüğü söylenmedi. Akşama doğru eşinin yaralandığı söylenerek ayrıntılı bilgi verilmeyerek “yarına kadar beklemesi” gerektiği söylendi. 
Ravana Hanım, "Bütün gece uyuyamadık. Sabahleyin kayınpederim beni aradı ve kendisine kocamın öldüğünün söylendiğini söyledi. Kocamın antrenman sırasında kalbinin durması sonucu öldürüldüğü bildirildi. Telefonu fırlatıp, sokağa koştum ve tüm komşuların çoktan toplandığını gördüm. Anladım ki komşular her şeyi biliyorlar ama bana söylememişler.”
Komşuları, Ravana’nın kocasının cesedini sabah alıp gömülmesine yardım ettiler. O gün Ravana’yı kızdıran şey, camiye gelen askerler cesedin Müslüman geleneklerine göre yıkanıp defnedilmesine izin verilmemesiydi. Ceset kefene sarılı vaziyette tabuta konulmuş ve üzeri bir bayrakla kaplanmıştı. Ravana hanım kocasının kalp krizi sonucu öldüğü söylemine inanmadı. 
Hastalık nedeniyle Bakü’den bir sağlık helikopteri çağrıldı. 5 gün sonra Astsubay Ruslan Ocakerdiyev’in mezarı açılarak çıkarılan ceset, incelenmek üzere Bakü’ye gönderildi. Ölüm nedeni “Göğüs travması” olduğu ortaya çıktı. Ravana hanım daha sonra bilirkişi raporunun ayrıntılarını, mahkemede kocasını sorgulayanların yargılanması sırasında öğrendi. 
Ravana hanım, askeri savcılık tarafından açılan davada, onlarca kurbandan biri idi. Kocasının nasıl işkence gördüğünü mahkemede kocasının başka bir askerin kendisine karşı işkence altında verdiği ifadenin kurbanı öldüğünü öğrendi: "Ağzını bir gömlekle kapattılar, boğdular, casus olduğunu itiraf etmesini istediler ve seçim yapmamız gerektiğini söylediler: ‘Ya itiraf edeceksiniz ya da öleceksiniz’
Ravana hanım; "Mahkemede ağladım, Fuad Agayev'e [işkenceyle suçlanan kişi] bunu neden yaptığını sordum.  'Ya onu öldürmemi emrettiler ya da beni öldürürler' dedi. Fuat Agayev’in anlatımına göre, kocası çırılçıplak soyuldu, elleri bağlandı, uyuşturucu enjekte edildi ve boğuldu.” Bütün bunlar bir doktor gözetiminde gerçekleşti. Doktor ölümünü önlemek için oradaydı. 
Bu gerçekler, hem davadaki tanıkların ifadelerinde hem de adli tıp incelemesi sonucunda teyit edilmektedir.
-"Fuad'a sordum: –‘kimin emriyle işkence ettiniz?’ Açıklayamadığını söyledi. 
Kocam ‘Ermeni casusu olduğunu kabul etti mi?’  İtiraf etseydi hayır dedi, kurtulacaktı." Savcılık, kendisine karşı herhangi bir suçlamada bulunmadı. Sonra onlara 'Kocam sizin için inek mi, koyun mu, tavuk mu? Rus'umu? Bir günde nasıl ve neden öldürdüler?' diye sordum.
Ruslan'ın iki oğlu kaldı. 32 yaşındaydı.

"İnsanlar artık konuşmaktan korkmuyor"

İnsan hakları aktivisti Av. Oktay Gulaliyev, kitlesel tutuklamaların ilk aylarında ne kamuoyunun ne de insan hakları aktivistlerinin Terter işkence ve işkence sonucu ölümlerden habersiz olduğunu belirterek, sonradan halk arasında “işkence ve cinayet” söylentileri dolaşmaya başladığını söyledi. 
Gulaliyev, "Başlangıçta ailelerden herhangi bir protesto gelmedi. İnsanlar korku içinde yaşadı ve tutuklananların hepsinin ‘hain olduğu ve Ermenilerle işbirliği yaptığına’ dair haberler geldi. Geçen yıldan beri iletişim halinde olmaya çalışıyoruz. Sadece mahkeme tarafından teyit edilen işkence mağdurlarının sayısı en az 101, bunlardan dokuzu işkence sonucu öldü.
BBC'nin elinde üç farklı askeri mahkemenin kararlarının bir kopyası var. Bu belgeler kapsamlı bir mağdur listesi içeriyor. Listelerde yer alan bazı ad ve soyadları tekrarlanıyor. Gulaliyev, en az 25 kişinin işkence gördüğünü ve daha sonra vatana ihanetten hüküm giydiğini söyledi.
Gulaliyev, "Kanunların toplu olarak ihlal edildiğini gördük. Akraba ve avukatların mahkemeye çıkmalarına izin verilmedi. Savunma Bakanlığı'ndaki üst düzey yetkililer, fiilen linç davaları kurdular" dedi.
Gulaliyev, görevden alınan bir grup askerle görüştü. Ona göre, iki yıl önce "Tartar davasında" yapılan sorgulama sırasında işkence sonucu maruz kaldıkları fiziksel ve ruhsal travmanın acısını hâlâ yaşıyorlar.
29 Ekim 2019'da Bakü'nün merkezindeki bir yaya geçidinde Av. Oktay Gulaliyev'e otomobil çarptı. Kaza sonucunda ağır yaralandı, komaya girdi ve çeşitli ameliyatlar geçirdi. Bu yazının hazırlanması sırasında,  durumu hala kritik ve yurtdışında tedavi görüyor.

-"Savaş dışı kayıplar"
2013 yılında, Azerbaycan ordusundaki savaş dışı kayıpları protesto etmek için Bakü'nün merkezinde mitingler düzenlendi ve bu mitinglere katılanlar “ayaklanma” düzenlemekten mahkûm edildi. Hükümlülerin sonuncusu İlkin Rüstemzade ise ancak bu yıl tahliye edildi.
Ordudaki yolsuzluklar hakkında yazan bir gazeteci olan Afgan Muhtarli, insan hakları gruplarının “siyasi güdümlü” olduğunu söylediği, sınırı yasadışı yollardan “geçmek ve kaçakçılık” yapmaktan 6 yıl hapis cezasına çarptırılıyor.
Uzmanlara göre, Azerbaycan ordusu Güney Kafkasya'daki komşularından daha iyi silahlanmış durumda: En son Küresel Ateş Gücü Endeksi'ne göre 137 ülke arasında 52. sırada yer alıyor. 
Öte yandan, “verimsizlik ve yolsuzluk” onun zayıf noktalarıdır. Azerbaycan hükümeti ve hükümet yanlısı medya, orduda sorunlar olduğunu reddediyor.
Azerbaycan ordusu, Nisan 2016'da onlarca kişinin hayatını kaybettiği "dört günlük savaş" sonrasında Azerbaycanlılar ve Ermeniler tarafından eleştirildi.
Emekli Albay İsa Sadigov, bu dört günün kayıplarının "ülkenin savaşmaya hazır ve savaşabilecek durumda olmadığını" gösterdiğini söyledi. Ona göre, ordudaki yolsuzluk ve reform eksikliği, ordunun muharebe kabiliyetini etkiliyor.
Tartar bölgesi (bir yıl sonra toplu işkencenin yapıldığı yer), savaşan taraflar arasındaki temas hattının yakınında bulunuyor. Bir uzman, Tatar davasının, komutanın Nisan 2016 savaşında yapılan "hatalarını gizleme" arzusundan kaynaklandığına inanıyor. Ordu o günlerde Ermenistan'da da eleştirildi, ancak Nisan ayındaki savaştan bir aydan fazla bir süre sonra yüksek rütbeli askerlerin istifasıyla sona erdi.

İşkence yaygın bir uygulamadır

Azerbaycan'daki insan hakları aktivistleri, mevcut cumhurbaşkanının babası Haydar Aliyev'in cumhurbaşkanı olduğu 1990'ların ortalarından beri siyasi mahkûmların bir listesini tutuyorlar. Gulaliyev, Tatar davasında tutuklananların bu yılsonuna kadar listeye alınmasının muhtemel olduğunu söyledi. 
Yerel insan hakları aktivistleri, defalarca işkencenin Azerbaycan'da yaygın olduğunu söylediler. Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi temsilcileri, 2004 yılından bu yana Azerbaycan'ı altı kez ziyaret etti. Komite geçen yıl, "polis, diğer kolluk kuvvetleri ve ordu tarafından uygulanan işkence ve diğer kötü muamelenin sistematik, yaygın ve ortadan kaldırılmadığı" sonucuna vardı. 
Komiteye göre, işkence vakaları da sıklıkla soruşturulmamakta ve avukatlar ve doktorlar sıklıkla tutuklulara erişime izin verilmemektedir. Tutuklanan insan hakları aktivistleri, gazeteciler ve siyasi aktivistler uzun yıllardır Azerbaycan'da işkence ve kötü muameleye ilişkin haberler yapıyorlar.
Örneğin, Şubat 2019'da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 10 yıl önce hapishanede ölen gazeteci Novruzali Mammadov'un yaşam ve özgürlük hakkından, zamanında tıbbi bakımdan mahrum bırakıldığına, insanlık dışı ve aşağılayıcı muameleye maruz kaldığına karar verdi. 
"Terter davası" ile ilgili olarak Azerbaycan Askeri Savcılığı, işkence davasının görüldüğü yerel mahkemeye başvurulması tavsiyesinde bulundu. Terter Askeri Mahkemesi, yazılı bir talebe veya telefon talebine cevap vermedi.
Azerbaycan İnsan Hakları Komiseri (Ombudsman) ofisi de sorularımızı yanıtlamadı. Ekim 2019'da Savunma Bakanlığı'na ve Askeri Savcılığa gönderilen soru listesi yanıtlanamadı.
"Terter Tutuklusu”, Azerbaycan'da işkence laboratuvarı var ve eşi benzeri olmayan yöntemler kullanılıyor. Bize bir bulut ve hatta bir boru ile tecavüz etti.

Kare. Televizyonu Yayınlandı: 19 Mayıs 2019 11:17
"Azerbaycan'da vatandaşlara işkence yapıldığına dair şikâyetler kolluk kuvvetlerince soruşturulmadıkça bu tür vakaların sayısı artacaktır."
Bu görüş, 18 Mayıs'ta Baskı ve İşkenceye Karşı Komite tarafından düzenlenen bir kamuya açık oturumda dile getirildi. Komitenin kurucularından insan hakları aktivisti Av. Oktay Gulaliyev, geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanlığı'nın Ana Suç Soruşturma Dairesi ve Başsavcılığa çağrıldığını hatırlattı.
"Bu sorunları duyurmayı bırakmamızı talep ediyorlar. Biz de durdurmak istiyoruz ama bunun için her şeyden önce baskılar ve işkenceler durdurulmalı. İşkence sonucu çocuğunu kaybeden annelerin gözyaşlarının durması için objektif bir soruşturma yapılmalı ve failler cezalandırılmalıdır.
Biz de Azerbaycan'da işkence olmamasını, masum insanların tutuklanmamasını, delilsiz mahkûmiyet ve cinayetlerin olmamasını istiyoruz. Öldürüldü ve ailesine 10 aydır ilaç verilmedi. Gence olaylarında suçlanan Ağa Sarkhani'den bahsediyoruz. Karısı serbest bırakılmasını talep ediyor. Bu yüzden kadınlara baskı uyguluyorlar ve çocuklarıyla tehdit ediyorlar."
Toplantıya 2015'te Nardaran, 2017'de Tatar ve 2018'de Gence'de yaşanan olaylarda tutuklanan ve öldürülenlerin yakınları da katıldı. İçlerinden Berda sakini Seymur Ahmedov, Muşfig'den bir mektup okudu. Muşfig Ahmedli, Tataristan'daki olaylar sırasında tutuklandı, vatana ihanet - Ermenilere casusluk yapmakla suçlandı ve 16 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ancak Ahmedli, masum olduğunu ve işlemediği bir suçu itiraf etmek için kendisinin ve diğer tutukluların işkence gördüğünü söyledi.
"Özellikle vücudumuzun sinir sistemi olan bölgelerine elektrik verildi, şişe ve hatta borularla tecavüz edildi. Böyle bir vahşeti hayal edebiliyor musunuz?”

 

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Yeni sitemizi nasıl buldunuz?

sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat