''Mavi Vatan'' kan ağlıyor kan!

Okunma: 77
Güncel 29 Kasım 2022 15:20
Videoyu Aç ''Mavi Vatan'' kan ağlıyor kan!
A
a

Osman GÜRÇAY'ın Özel Haberi...

Bursa Genç Sanayici İş İnsanları ve Yöneticileri Derneği  (GESİAD) Murat Kaya başkanlığında sinerji toplantılarında davet ettiği konuşmacı konukları ile fark yaratmaya devam ediyor.

Akdeniz’in derinliklerinde zengin doğalgaz ve petrol rezervleri tespit edilince, çevresindeki ülkelerin bilek güreşi alanına dönüşmesi ile Türkiye’nin de gündemine düşen  Mavi Vatan’ın isim babası kamuoyunun müstafi amiral olarak bildiği öğretim üyesi Doç. Dr. Cihat Yaycı, GESAİD'ın konuğu idi.

Cihat Hoca ile konuşması öncesi verilen kokteylde sohbet ederken, denizler ve denizlerdeki egemenlik hakları konusunda doğru bildiğimiz birçok yanlış tanım ve bilgi olduğunu öğrendim.

Deniz sınıfının havasından mı suyundan mıdır bilmiyorum ama Deniz Subaylarının iyi bir dinleyici, sabırlı bir komutan ve diğer sınıflara arasında göreceli olarak daha demokrat oldukları bilinir.

Bu aynı kaderi paylaşan ekibi ile aynı gemide yaşamalarından kaynaklı olabilir. Bizlerin sivilde birlikteliğin öneminden bahsederken “Aynı gemideyiz” tanımlamasının kökeninde bunun yattığını düşünenlerdenim.

Peki ben GESİAD SİNERJİ gecesinde neler öğrendim?

Cihat Hoca, denizlerin dünya ekonomisinde lojistik ve taşımacılıktaki önemini vurgularken trenden 3.5 kat, TIR dan 7 kat, hava yolundan 22 kat daha ucuz olmasının yanı sıra üzerine tonaj ve konteyner farkını da ekleyince ne kadar vazgeçilmez olduğunun altını önemle çizdi.

Ülkeler denizlerdeki egemenlik alanını genişletmek için dolgu yaparken, bizim Ege’de (Adalar Denizinde) 40 dönümlük bir adadan Kardak Kayalıkları diye bahsetmemizin organize edilmiş bir cehalet olduğunun farkına vardım.

Libya denizden komşumuzdur denildiğinde bunun hamaset kokan mikro milliyetçilik olduğunu düşünürken, deniz hukukundan bir haber olduğumu anladım.

Hadi ben cahilim, on yıllardır coğrafi bir tanım olan “Kıta Sahanlığını” kutsamak üzerine tefrikalar yazan Alim(!)  yöneticilerimizin, deniz hukuku ve egemenlik alanı açısından kıta sahanlığının hiçbir şey, “Münhasır Egemenlik Bölge” alanlarının her şey olduğunu bilmemesinden utandım.

Biz denizlerimizin yeraltı zenginliklerini değerlendirirken doğalgaz ve petrol arasında gidip gelirken, karasularımızdaki asıl zenginliğin geleceğin yakıt  alternatifi olan Gaz-Hidrat olduğunu öğrendim.

Gaz – Hidrat deniz dibinde taşlaşmış bir fosil yakıt olarak sıvı ile çözelti haline getiriliyor ve araçlarda yakıt olarak kullanılıyor. Bunun enerji yakıtı taşıma depolama ve servis açısından devrim niteliğinde bir adım olduğunu anladım.

Bunun yanında turizm, balıkçılık ve de özellikle yat turizmi açısından çok önemli bir yerde olduğumuzu biliyordum ama marina ve balıkçılıkta çok eksik olduğumuzu öğrendim.

Konuşmasına rakamlar ve haritalar eşliğinde devam ederek gelirini TSK Vakfına bağışladığı kitabının özetini anlattı.

Ben 1600’lü yıllarda Akdeniz Türk gölü iken neden burnumuzdaki adalara gidecek kayığımızın kalmadığı dönemler geldik diye sorduğumda aldığım yanıt içimi yaktı.

Barbaros Hayrettin ile başlayan ve reislerle devam eden denizlerdeki egemenliğimiz, haçlılar tarafından limanlarımıza yapılan planlı saldırıları, öngörmeyen liyakatsız yöneticilerle gücümüzü kaybettiğimiz yanıtını aldım.

Türk denizlerini iğne oyası gibi işleyerek ülkemizi Mavi Vatan ile tanıştıran bilim insanına teşekkür ediyorum.

Cihat Hoca ülkem için iki şey dışında her şeyi yaparım dedi.

Benden siyaset ve ticaret insanı çıkmaz diyerek gıyabında konuşulan olasılıklar karşı noktayı koydu.

GESİAD Başkanı Murat Kaya konuşmasında adeta 2022 yılının iş dünyası açısından bir bilançosunu çıkarırken, dönem başı ve dönem sonu gelişmelerini mukayeseli anlattı ve adeta bir Master Chief ifadesiyle bu pirincin daha fazla su kaldırmayacağını şöyle ilan etti.

2022 yılının ilk aylarında yapmış olduğumuz sinerji toplantımızda şu ifadeleri kullanmıştım :

“Son 2 yıldır olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. 'olmaz', 'yaşanmaz' denilen her şeyi bu dönemde yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz.

Salgın, savaş, ölüm ve kıtlık, bir başka ifadeyle ekonomik buhran.

 Biz üretim sevdalısı genç müteşebbisler olarak, üretim, ihracat ve istihdamdan başka bir şey düşünmezken; bu yaşananların ağırlığı altında mücadele etmek zorunda kaldık. Ve bu yük her geçen gün bizi adeta silindir gibi eziyor" demiştim ve “mahşerin dört atlısı üzerimize geliyor” diye vurgulamıştım.

Bugün geldiğimiz noktada Rusya - Ukrayna savaşı 10 aydır devam ediyor, önemli ihracat pazarlarımızdan Avrupa’da ve ABD’de resesyon yaşanıyor, Avrupa ülkeleri enerji krizi yüzünden bu kışı nasıl geçireceğiz diye düşünüyor…

Türkiye, covid 19 salgını sonrasında yükselen enflasyon eğilimi karşısında enflasyonu hedef alıp düşürmeye çalışan pek çok ülke ekonomisinin tersine büyümeyi yüksek tutmayı ve istihdamı önce korumayı sonra da artırmayı hedef aldı.

Açıklanan enflasyonun yüzde 85 fakat üretici fiyatları enflasyonunun yüzde 160’a yakın artması enflasyonun üç haneli olduğu gerçeğini gizleyemiyor.

 Üstelik bir de “önümüz seçim…

Bütün iyimserliğimize, önceki konuşmamda da belirttiğim üretim sevdamıza rağmen yalnız bırakıldığımızı hissediyoruz.

Girdi maliyetlerinin yüksekliği, enerji maliyetlerinin önüne geçilemeyecek boyuta geldiği, Avrupa’daki resesyondan dolayı bu maliyet yüksekliklerine bir de iş kayıplarının eklenmesi 2023 yılının en yalın anlatımıyla ‘zor’ geçeceğini gösteriyor.

Çözüm önerileri olarak, finansmana erişimin kolaylaşmasını, girdi maliyetlerinin düşürülmesini, enerji maliyetlerinin her ne kadar sübvanse edilse de hala yüksek olduğu için düşürülmesini, EYT çıkarsa firmalarımızın üzerine gelecek mali yükün hafifletilmesini, belki de en önemlisi asgari ücret yükseltilirken işverenin üzerindeki yükün sıfırlanmasını önemle talep ediyoruz.

Aksi halde bu negatif tablonun istihdama olumsuz etki edebileceği endişesindeyiz. “ diyerek noktayı koydu.

Geceyi bir eleştiri yapmadan geçersem kendim inkar etmiş olurum.

Cihat Hoca çok önemli bir ülke meselesini anlatmaya gelmiş, hazirun saygı ile dinliyor ve hatta siyasiler genellikle selamlama konuşmasından sonra giderlerken, Bursa Milletvekili Refik Özen ve BŞB Başkan Vekili Murat Demir özellikle sonuna kadar dinliyordu ama  salonun girişindeki kokteyl alanından konuşma sırasında adeta Kemancı Bar önü kahkaha ve gürültülerinin içeriyi taciz etmesi ve sükûneti bozması şık değildi.
Kaynak : https://www.lifebursa.com/
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Yeni sitemizi nasıl buldunuz?

sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
duyurular DUYURULAR
BURSA
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat